Pırıl Pırıl Parlayan Bir Türk Piyanist: Emre Elivar

Emre Elivar

“Chopin çaldıktan sonra işlemediğim günahlar için ağladığımı ve başkalarının üzüntüleri için yas tuttuğumu hissediyorum” Oscar WILDE (Gilbert, The Critic as Artist)

İnsanı mutlu eden, etkileyen, salondan çıktıktan sonra “temizlendim” hissi uyandıran konserler vardır. Borusan Filarmoni Orkestrası’nın dün gece (25 Kasım 2010) İstanbul Lütfi Kırdar’da verdiği konser de işte bunlardan biriydi. Protokole ayrılmış bazı koltuklar dışında bütün salonun dolu olduğu konser, BİFO’nun 2010-2011 Sezonun 3. konseriydi. Bilinen, çok sevilen eserlere ayrılan programın ilk bölümünde Berlin’de yaşayan piyanistimiz Emre Elivar, Chopin’in 2 numaralı piyano konçertosunu Gürel Aykal yönetimindeki BİFO eşliğinde çaldı.  Solistin orkestraya, orkestranın da soliste saygılı olduğu bir bölümdü bu. Konçertonun ikinci bölümünü çoğu zaman gözlerim kapalı dinlediğim de yüreğim bana Elivar’ın çok iyi bir piyanist olduğunu tekrar edip durdu.Gürer Aykal’ın orkestrayı yönetmedeki zerafeti Emre Elivar’ın insanı derinden etkileyen yorumuyla birleştiğinde ortaya çıkan duygu yoğunluğu salondaki konukları o kadar çok etkiledi ki Elivar defalarca alkışlarla sahneye çağrıldı.

Emre Elivar, Twitter sayfasından da konser öncesi sevenlerine mesaj yollamıştı. Bu mesjlardan birinde Elivar,  “Hep biliyordum, ama bugün tekrar tekrar aklıma kazındı, Borusan Filarmoni ne kadar iyi bir orkestra, Gürer Hoca nasıl usta bir şeftir…Provalar muhteşemdi ! Inanılmaz zevk aldım, bravo herkese…sizlerle çalmak büyük bir zevk!” ifadelerini kullanmıştı. Konserin hemen sonrasında da Twitter’a mesaj bırakmayı ihmal etmemiş: “Borusan & Chopin çok güzel, çok zevkli bir konserdi… Sevgili dostlarımla ve usta şef Gürer hocayla beraber..Gelen arkadaşlarıma çok teşekkürler.”

Emre Elivar'ın Schubert-Schumann CD'si (Sony Classical)

Emre Elivar’ı daha yakından tanımak isterseniz 2009 yılında Sony Music Classical ve Kulturradio prodüksiyonu olarak piyasaya çıkan Franz Schubert-Robert Schumann CD’sini almanızı öneririm. Sanatçının kariyerindeki bu önemli çalışmayı dinlerken Elivar’ı BİFO eşliğinde dinlerken benim hissetttiklerimi sizlerin de paylaşacağına eminim. Andante’deki yazısında Feyzi Erçin,  Elivar’ın bu CD’deki performansını şu şekilde ifade ediyor: “Elivar, düşünen ve arayan bir müzisyen. Bilinçli yaptığı bazı tercihler tartışmaya açıksa da, müzisyenliği ve yaratıcılığı apaçık ortada. Bu kayıt iki-üç değil, defalarca dinlemeyi, anlamak için uğraşmayı zorunlu kılan bir kayıt.”

Emre Elivar’ın internet sitesindeki bilgileri kullanarak hemen notlar düşmekte fayda var: Piyano eğitimine 5 yaşındayken başlayan Emre Elivar’ın geçmişi başarılarla dolu. Çalışmalarını, Hacettepe Konservatuvarı Piyano Ana Sanat Dalı bölümünü sınıflar atlayarak birincilikle bitirinceye kadar Prof. Kamuran Gündemir ile sürdürmüş. En prestijli Alman devlet bursu DAAD’yi (Alman Akademilerarası Değişim Bursu) kazanan Elivar, 1996 yılı Ekim ayında Dresden “Carl Maria von Weber” Müzik Akademisi’nde Prof. Peter Rösel ile çalışmalarını sürdürmüş ve Ocak 1999’da “master” derecesini birincilikle tamamlamış. Aynı akademide başladığı virtüözite doktorasını Ekim 1999‘dan itibaren Berlin “Hanns Eisler” Müzik Akademisi’nde Prof. Georg Sava ile sürdüren Elivar, bu eğitimini Şubat 2005’de 80 yıllık okul tarihinin en iyi derecesini alarak birincilik ile tamamlamış.

Elivar’ın çeşitli uluslararası piyano yarışmalarında kazandığı pek çok ödülü de var. Elivar solist olarak Borusan Istanbul Filarmoni Orkestrası, Bilkent Senfoni Orkestrası, Konzerthausorchester Berlin, Nordwestdeutsche Philharmonie, Dortmunder Philharmoniker, Staatsorchester Kassel, Anhaltische Philharmonie Dessau, Orquestra Nacional do Porto, Lithuanian Chamber Orchestra gibi orkestralarla da sürekli konserler vermekte.

***

Bu yazı, bir Emre Elivar yazısı olarak gelişti ama BIFO’ya haksızlık yapmamak için ilk paragrafa geri dönmeliyim. Elivar’ın solist olarak yer aldığı ilk bölümden sonra bu kez BIFO ve Gürer Aykal sahnede yine beraberlerdi. Önce Ravel’in Kaz Ana’sı çalındı. Ravel’in orkestrasyonundaki zenginliği, farklı müzik enstrümanlarına verdiği değeri, BİFO kusursuzca gözler önüne serdi. Ve programın son halkasında Tchaikovsky’nin İtalyan Kaprisleri (Op. 45) vardı. Farklı İtalyan ezgileriyle süslü eserdeki coşku salondaki izleyicileri öylesine “galeyana” getirdi ki  BIFO, İtalyan Kaprsileri’nin final bölümünü yani Ciccuzza adıyla bilinen Napoliten dansının yer aldığı bölümü tekrar çalmak durumunda kaldı.

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s