Ailece Fazıl Say Konserindeyiz

Hayatımızdaki ilklerin yeri hiç şüphesiz önemlidir. Oğlumun ilk klasik müzik konseri de benim için böylesi bir anlama sahip. Daha önceki yazılarımda onun klasik müziğe ilgiduyduğunu, Mussorgsky’nin “Resim Sergisinden Tablolar” isimli eserini nasıl evire çevire dinlediğini yazmıştım. Sıklıkla dinlediğimiz klasik müzik bir gün kulağıma fısıldayıverdi: “Bir klasik müzik konseri izlemenin zamanı gelmedi mi?”

Küçüklüğünden bu yana dinlediğimiz Fazıl Say’ın Mozart CD’si ona Fazıl Say’a yönelik bir farkındalık yaratmıştı. Say’ın 12 ve 13 Ekim 2010 tarihlerinde Cemal Reşit Rey’de vereceği konserler bulunmaz fırsatlardı. Hiç vakit kaybetmeden Fazıl Say’ı rahatça izleyebileğimiz sahneye yakın bir yerden 3 kişilk biletlerimizi alıverdim ve bir hafta sonrasını bekleyemeye koyuldum.

Konsere kadar geçen sürede günlük hayatımız tüm koşturmacası ile devam ediyordu. Ancak, aralarda, ön planda ya da arka planda her zaman müzik için yer ayırıyorduk. Bir hafta boyunca Fazıl Say’ın CD’lerini incledik, dinledik: Beethoven, Tchaikovsky, Haydn… Ayrıca kütüphaneden ödünç aldığım Karajan’ın Beethoven’ın 9. Senfonisini yönettiği DVD de işime çok yaradı. DVD’yi izlerken ara ara oğlumun dikkatini oyuncaklarından ekrana yöneltmesine ve kameranın Karajan’ı yakın planda gösterdiği anlarda “Vay be!” dediğine şahit oldum. Karajan’ın yüzündeki ve hareketlerindeki kendinden geçme hali onu etkilemiş olmalıydı.

Konserden önceki hafta zaman zaman oğlumun konser sırasında nasıl bir tepki göstereceğinden endişe duyduğum anlar da oldu. “Klasik müzik konserlerinin gerektirdiği sessizlik ortamını bozacak bir hareket yapar mıydı?”… “Sıkılıp çıkmak istemez miydi?” Bunun gibi pek çok soruyu kendime sormuş olsam da Fazıl Say’ın konser programını öğrenince çok rahatladım. Say, konserin ilk bölümünde “bizim eve gelen” Mussorgsky’nin eserini çalacaktı. Bu müthiş bir tesadüftü. Yaklaşık 35 dakikalık bu eser onun dikkatini dağıtmadan dinlemesine yardımcı olacaktı. Beni rahatlatan bir diğer şey de çok yakın bir arkadaşımın da çocukları ve eşiyle ilk konsere gitmeleri ve gözlemlerini benimle paylaşması oldu.

Ve beklenen gün geldi: 13 Ekim 2010 Çarşamba. Saat:20.00. Yer: Cemal Reşit Rey Konser Salonu. Fazıl Say, Salı gecesinden sonra yine sahneye çıkacaktı.

Oğlum, elektronik güvenlik kapısından geçer geçmez fuayedeki merdivenlere yöneldi. Hemen basamakların bitimindeki düzlükte, masanın üstünde cam bir korunakta duran maket orkestrayı görmüştü. Büyülenmiş gibi bakıyordu; etkilenmemek elde değildi. Alıp eve götürmek istedim. Ne yazık ki maketi inceleyecek zamanımız yoktu. (Burada anne babalara önerim, Cema Reşit Rey Konser Salonu’na gidecekleri zaman salona bir parça daha erken gidip çocuklarıyla bu maketi incelemeleri.)

Salona girdiğimizde oğlum, etrafı, ışıkları dikkatlice inceledi. Sahneye konulan sandalyelere şaşırdı. Bütün biletler satıldığı için sahneye de seyirci alınacaktı. Yerimize geçip beklemeye başladık. Oğlumun kucağında, küçüklüğünden beri hep çok sevdiği Sylvester oyuncağı vardı; konseri “birlikte” izleyecektik.

Konser başladı
Ve “ilk klasik konserimiz” başladı. Fazıl Say, alkışlar içinde seyircisini selamlayıp piyanosunun başına geçti. En çok sevdiğimiz eseri, Mussorgsky’nin eserini, canlı bir performansla dinliyorduk; hem de Fazıl Say’dan. Tam müziğe kendimi kaptırmıştım ki oğlumun yüzündeki merak ifadesini gördüm. Bir benim, bir annesinin koluna dokunup bir şeyler söylemek istiyordu. Konser öncesi sessiz olmamız gerektiğini belirttiğim için çok dikkatli bir şekilde “Niye öyle yapıyor?” diye sordu. Fazıl Say’ın piyano çalarken kendinden geçip vücut dilini kullanmasının nedenini anlamaya çalışıyordu. Çok sessizce “sonra anlatırım” anlamına gelen bir işaret yaptım. Biraz da telaşlanmıştı galiba. Daha sonra ara verildiğinde, ona, evde oyun oynarken nasıl kendinden geçtiğini, hayali karakterler yarattığını ve bunları vücut dilini de kullanarak nasıl heyecanla konuşturduğunu anlattım; Karajan’ın DVD’deki görüntülerini hatırlattım. Mesaj alınmıştı.

Konser devam ederken ışıkları, sahne de oturanları inceledi. İlk bölümün sonunda diğer seyirciler gibi oğlum da Fazıl Say’ı içtenlikle alkışladı, kedi Sylvester da ona katıldı…

Aradan sonra sahnede Japon keman sanatçısı Ikuko Kawai de vardı. Oğlum ilk kez bir keman sanatçısını “canlı” görüyordu. Beyaz kostümüyle peri gibi görünen sanatçı onda hayranlık uyandırmıştı. Fazıl Say ve Ikuko Kawai’nin konserin bu bölümünde birlikte çaldıkları eserler arasında, evde sıklıkla dinlediğimiz Bartok’un Romen Folk Dansları vardı.

Saatler 21:20 civarı. Programın son bölümü Frank’a ayrılmıştı. Kabul etmek gerek: iyi dayanmıştık ama acıktığını fısıldamıştı kulağıma alkışlar sırasında… galiba uykusu da gelmişti. Dikkatini zaman zaman kaybetse de ayağıyla ritm tuttuğunu gözlemlemek konserin sonuna kadar dayanabileceğini müjdeledi bana. Finalin ardından alkışlar devam ediyordu; Say ve Kawai, seyirciye jest olarak Brahms’ın 5 numaralı Macar dansını çaldılar. Oğlum bu eseri de hatırlamıştı, ayağıyla tempo tutuyordu yine.

Unutulan simitler
İlk klasik konserimiz sona ermişti; mutluydum. Ama fuayedeki otomotik yiyecek makinelerinde hiç yiyecek kalmamıştı. Neyse ki imdadımıza dışarıda simitçi yetişti. Arabaya binip eve dönerken simitler çantamda kalmış, oğlum uykuya dalmıştı bile. Ben de bir sonraki konserimizin ne olabileceğini düşünmeye başlamıştım.

Fazıl Say - CD: Mozart Piano Works

Ertesi gün
Konserden sonraki sabah okul vardı; geç yattığımız için biraz zor uyandık ama idare ettik. Kahvaltısını yaparken bana, konserde en çok Fazıl Say’ın, piyanonun ve sahnedeki seyircilerin ilgisini çektiğini söyledi.

Öğretmeni ondan konserle ilgili kısa bir sunum yapmasını da istemişti; bu nedenle, o sabah okula gitmeden önce çantasına konserin programını ve Fazıl Say’ın sınıfa armağan ettiğimiz Mozart CD’sini koydum.

Okul servisine binerken hostes ablasına “Konser çok güzeldi” dediğini duydum. İçim rahattı, el salladım… servis bir kaç saniye içinde gözden kayboldu.

(Fazıl Say Video: Alla Turca “Jazz”)

(Bu yazı ilk kez 21 Ekim 2010 tarihinde şu an aktif olmayan Anne, Baba ve Çocuk isimli blogumda yayınlanmıştır)

Blogda Hayat’ta bunu da okuyun: Çocuklarla Klasik Müzik

Bu yazı Çocuk Eğitimi, Klasik Müzik içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s