Fazıl Say’dan Gershwin Dinlerken

Geçtiğimis hafta sıklıkla dinlediğim CD’lerden biri Fazıl Say‘ın Gershwin CD”siydi. 2000 yılından gelen bu çalışmada New York Philharmonic’i Kurt Masur yönetiyor. Say, albümde “Rhapsody in Blue” başta olmak üzere Gershwin’in “Summertime”, “I got rhythm ” gibi önemli çalışmalarını bizlere sunuyor. Defalarca dinlediğim albüm beni Gershwin hakkında biraz okumaya da yöneltti. İşte toparladığım notlar:

George Gershwin… 1898-1937 yılları arasında yaşamış, müzik tarihinin önemli  Amerikan bestecilerinden. Gerçek adı Jacob Gershwin. Rus Yahudisi olan ailesi 1890’larda Amerika’ya göç etti ve aynı yılın 26 Eylül’ünde George Gershwin, New York Brooklyn’de aylık kirası 15 dolar olan bir evde doğdu.

Bayan Gershwin, evlerine bir piyano aldığında George’un kardeşi Ira’yı düşünerek hareket etmişti.  Ancak, piyano ile ilgilenmeyi seçen George oldu, Ira’nın ilgi alanı okumaydı. Gershwin, 1910 yılında Charles Hambitzer’den ders almaya başladı. Öğretmen o günleri şöyle anlatırdı: “O, çok zeki. Müzik aşkıyla yanıp tutuşuyor. Kafasında caz gibi modern şeyler var ama ben, onun öncelikle, Chopin, Lizst ve Debussy öğrenmesi için gayret ediyorum”.

Gershwin, daha sonraki dönemde Tin Pan Alley’e katılmak için klasik müzik çalışmalarını bir süreliğine bıraktı. O dönem radyo ve gramofon olmadığı için müzik notası yayıncıları mağazalarında, bu notaları seslendirecek müzisyenler çalıştıyorlardı. Gershwin, Tin Pan Alley’de bu şekilde piyano çalarken bir yandan da alma tekniğini geliştiriyordu.

Daha 20 yaşına gelmeden Broadway’de büyük ilgi gören  “La La Lulicelle”i yazdı ve buradaki “Swane” isimli şarkısı plak olarak piyasaya çıktığında 2.25 milyon adet satıldı; bu para, Gershwin için hatırı sayılır bir gelir demekti. George’un yaptığı müziklere kardeşi Ira da söz yazmaktaydı.

Gershwin çok yetenekli ve istekli bir kişiydi. Daha önemli eserler yaratarak kendini kanıtlamak istiyordu. İşte bu aşamada, caz müziğinin ciddiye alınması için çalışmalar yapan şef Paul Whiteman, Gershwin’den orkestra için bir beste istedi. Bu beste, hiç kuşkusuz, “Rhapsody in Blue” olacaktı ve Whiteman’ın “An Experimen in Modern Music” isimli bütün gün sürecek bir çeşit müzik maratonunda çalınacak 24 eser arasında yer alacaktı.

Boston’a yaptığı bir tren yolculuğu sırasında bu ölümsüz eser, Gershwin’in kafasında canlanmaya başladı. Trende duyduğu sesler daha sonra müziğine de yansıyacaktı. Yolculuk sırasında Amerika’nın müzikal kaleydoskopunu, kültürlerin birbirleri içinde nasıl eridiğini gördü, metropolleri düşündü. Daha sonra, Manhattan’a döndüğünde ilham perisi onu yine ziyaret etti ve konuklarını eğlendirmek için piyano çalarken bir anda “Rhapsody in Blue”nun  müziğini içinde duydu.

“Rhapsody in Blue”, 12 Şubat 1924 tarihinde ilk kez çalındığında seyirciler arasında Rachmaninov, Stravinsky ve Toscanini gibi önemli isimler de bulunuyordu.

Gershwin, bir gecede dünya çapında bir isim oldu ve bu eser, Gershwin’i, klasik müzik salonlarına caz müziğini kabul ettiren kişi olarak müzik tarihine geçirdi. O dönem, “alt” kültüre ait bir müziğin klasik müzik ile füzyonu kabul edilemez bir durumdu. Ama, Gershwin başarmıştı. Eserdeki caz elementlerinin arkasında sinegoglarda kullanılan müziğin izleri de bulunabilir.

“Rhapsody in Blue”’nun orkestrasyonunu Paul Whiteman’in aranjörü Ferde Grofe yapmıştı çünkü Gershwin bu konuda yeterli değildi. Ancak, bundan tam bir yıl sonra Gershwin kendi piyano konçertosunu kendisi notalara dökmeyi başardı. Gershwin, kendisini müzikal anlamda daha da geliştirmek istiyordu. Bu nedenle Ravel ve Nadia Boulanger’dan ders almak istiyordu. Ancak, Ravel’in, “İkinci sınıf bir Ravel olmaktansa birinci sınıf bir Gershwin ol” diyerek, bu teklifi kabul etmediği söylenegelmektedir.

Gershwin daha sonraki dönemde  2. Rapsodiyi ve Küba Üvertürü’nü bestelemiş ama ikinci önemli başarısı 1928 yılında “An American in Paris” ile kayıtlara geçmiştir. Gershwin, bu eserinde Paris sokaklarını gezen ve kenti dinleyen bir Amerikalının gözlemlerini, duyduklarını müziğine dökmektedir. Bu eser ile Gershwin, orkestrasyon konusunda da kendini üst düzeye getirmiştir. Gershwin’in “Rhapsody in Blue” isimli eseri günümüz sinemasında da sıklıkla kullanılmaktadır. Örneğin, Hugh Grant ve Andie MacDowell’lı “Dört Nikah Bir Cenaze” (1994, Yönetmen: Mike Newell) ve Tom Hanks ve Meg Ryan’lı “Harry, Sally ile Karşılaşınca” (1989, Yönetmen: Rob Reiner).

Gershwin’in müzikal anlamda yapmak istediği pek çok şey vardı; bir senfoni yazmak gibi. Ancak, bunun yerine o dönem DuBose ve Dorothy Heyward’ın “Porgy” isimli romanından uyarladığı “Porgy and Bess” isimli folk opera oldu. Önceleri beğenilmeyen bu folk opera, ancak Gershwin’in ölümünden sonra hak ettiği yeri bulmuştur. Bu eser, Amerikan operasının ilk dikkate alınan örneğini teşkil etmektedir.

Gershwin, daha sonraki dönemlerde Hollywood filmlerine müzik yapmak üzere Los Angeles’ın yolunu tutmuştur. Amacı para kazanmak ve bu para sayesinde yapmak istediği müzikleri rahatça yapabilmekt. Ne yazık ki Gershwin, sadece 38 yaşındayken, 11 Temmuz 1937’de beyin tümörü nedeniyle ameliyat sonrası kurtulamayarak yaşamını yitirmiştir. Bu amansız hastalık olmasaydı Gershwin’in müzikal anlamda ne denli önemli işler yapabileceğini kestirmek çok zor olmasa gerek.

George Gershwin, klasik müzik ve cazı kaynaştırarak geçen zamana karşı dimdik ayakta kalabilen eserler üretmiş bir besteci. Kurt Weill, Constant Lambert, Aaron Copland William Walton gibi Amerikan bestecilere ilham kaynağı olduğu açık seçik ortada. Leonard Bersntein,  Gershwin için, “Tchaikovsky’den bu yana onun gibi melodi yaratabilen başka biri geldiğini sanmıyorum” demiştir.

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Fazıl Say’dan Gershwin Dinlerken için 1 cevap

  1. Epicurious dedi ki:

    Ben Gershwin’i Fazıl Say ile tanımıştım. Yıllardır tekrar tekrar dinlemekten hiç sıkılmadığım bir albüm. Yazınız sayesinde ünlü besteci hakkında çok güzel bilgiler edinmiş oldum. Çok teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s