Patricia Kopatchinskaja’dan Köklere Dönüş Albümü “Rapsodia”

Ülkemizde özellikle Fazıl Say ile yaptığı çalışmalardan dolayı yakından tanınan Moldovalı keman sanatçısı Patricia Kopatchinskaja’nin “köklerine dönüş albümü” “Rapsodia” geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı.

Naive firmasının yapımı olan Rapsodia’yı Türkiye’de A.K. Müzik bizlerle buluşturdu. Rapsodia’yı dinlemeye başlamadan önce, albümü tanımak için, Patricia Kopatchinskaja tarafından CD kitapçığında yazılan açıklamaların bir bölümününe göz atmakta yarar var. A.K. Müzik’in tanıtım yazısını referans göstererek bu yazıdan bölümler:

“Her insanın kendini evinde hissettiği bir yer vardır – bir ülke, bir aile ya da bir çeşit müzik. Saydığım bu üç kategoride de evimde hissettiğim için çok şanslıyım. İşte bu CD’de bu üç kategoriye de rastlayacaksınız. Tıpkı bir rapsodide olduğu gibi bu üçlü, ülkemin, atalarımın müziği, içinde büyüdüğüm müzik ile birbirine bağlanıyor. O müzik olmasaydı asla bugün olduğum kişi olamazdım.”

Kopatchinskaja’nın bu ilk sözleri onun bir müzisyen olarak kendini nasıl tanımladığını ve müzikal köklerininin onu nasıl bugünkü durumuna getirdiğini gözler önüne seriyor. Sanatçı, yazısının ikinci paragrafında da annesinin sözlerine de atıfta bulunarak albümdeki eserleri bize ulaştırmadaki amacını son derece içten bir biçimde ifade ediyor:

“Biz Moldovalıyız, güzel bir ülke, kuvvetli kokular, uçsuz bucaksız mavi bir gökyüzü, ılık güneş ve bereketli topraklar… Hayat orada biraz Güney İtalya’dakine benzer. Pazarları kiliseye gideriz, iyi şarap yaparız, çörek ve zeytin yeriz, mafyaya öfkeleniriz. Ziyafet zamanlarında masalar güzel yiyeceklerle donatılır, insanlar neşeli ve sevecendir, danslar çok hayat dolu ve bulaşıcıdır. Fakat Moldova aynı zamanda çok fakirdir… Bunu en iyi annemin vaktiyle ettiği sözler açıklar: ‘Tanrı bir gün dünya haritasına bakmış ve demiş ki: Bu küçük insanlar öyle umutsuz halde ki onları teselli etmek için bir şey yapmalıyım: Onlara güzel bir geleneksel müzik yollayayım’”

Kopatchinskaja’nın bu sözleri albümdeki tüm duyguları barındırıyor; atmosferi en iyi şekilde tasvir ediyor. Rapsodia’daki hareketli folk ezgilerinde Kopatchinskaja’nın bahsettiği “ılık güneşi” ya da ziyafet masalarındaki neşeyi duyumsuyor, duygusallığın öne çıktığı anlarda da hüznün anlamını bir kez daha anlayabiliyoruz.

Patrcia Kopatchinskja’nın “köklerine döndüğü” bu albümde çalıştığı müzisyenler arasında babası Viktor Kopatchinsky (cimbalom) ve annesi Emilia Kopatchinsky (keman, viyola) olması da çalışmaya özel bir anlam yüklüyor. Bir anlamda, Kopatchinskja, müzikal köklerine yaptığı yolculuğa, kendi öz köklerini yani anne ve babasını müzikal anlamda kucaklayarak çıkıyor. Ne anlamlı bir yolculuk bu! (Kopatchinskaja’ya bu çalışmada anne ve babası dışında piyanoda Mihaela Ursuleasa da eşlik etmekte.)

BBC Music Magazine’deki Erik Levi imzalı değerlendirmede Rapsodia’ya hem kayıt, hem de performans açısından 5 üzerinden 5 yıldız veriliyor ve Kopatchinskja’nın “alkışlanacak” bir folk temalı bir resital sunduğu yazılıyor. Rapsodia’da Dinicu, Enescu, Kurtagi, Ligeti, Ravel ve Sanchez-Chiong’dan eserler yeralıyor. Rapsodia’nın açılış çalışması ise müzikeverlerin hemen tanıyacağı geleneksel bir folk ezgisi “Ciocarlia”.

Patricia Kopatckinskaja’nın bir önceki albümü, Beethoven Keman Konçertosu ve 1 ve 2 numaralı romansların olduğu albüm, “BBC Music Awards 2010”da Orchestral Award” dalında en iyi çalışma ödülünü kazanmıştı. Ödül töreninden görüntüler için tıklayınız.

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s