Fazıl Say Festivali’nde İlk Konser… Nirvana Yanmasın

Borusan Kültür Sanat tarafından düzenlenen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) & Fazıl Say Festivali, dün gece görkemli bir açılışla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda başladı. BİFO’nun Sanat Yönetmeni ve sürekli şefi Sascha Goetzel’in yönettiği konserde, hem orkestra, hem de solistler Fazıl Say ve Patricia Kopatchinskaja, harikalar yarattılar.

Gecenin açılışı BIFO’nun selendirdiği Wolfgang Amadeus Mozart’ın (1756-1791) Saraydan Kız Kaçırma Uvertürü ile yapıldı. Şef Sascha Goetzel’in müthiş enerjisi ve orkestranın yarattığı ses dünyası geceye dair ilk ipuçlarını vermiş oldu, bu 4 dakikalık açılışta. Alkışlar, alkışları getirdi.

Ve bir süre sonra sahnede Moldovalı keman sanatçısı Patricia Kopatchinskaja belirdi. Sempatik tavırları, içtenliği daha ilk başta belliydi. Öylesine kıpır kıpırdı ki içindeki enerjisi belli oluyordu ve işte bu enerji Fazıl Say’ın ona ithaf ettiği “Harem’de 1001 Gece” keman konçertosunun icrasında onu devleştirecekti. Eseri CD’den defalarca dinlemiş olmama rağmen sahnedeki bu performans bambaşka bir şeydi. Kopatchinskaja’nınki içinde dolup taşan bir çılgınlık vardı ve bu hali bana, Nigel Kennedy’yi hatırlattı. Hayalimde onlara birlikte keman çaldırttım, bir anlık da olsa.

“Harem kadınları portreleri”, “Alem gecesi”, “Katibim teması üzerine romantik rapsodi” ve “Final”den oluşan “Haremde 1001 Gece” Keman Konçertosu dinlenesi bir şeydi. “Alem gecesi” isimli bölümdeki o ses cümbüşü Fazıl Say’ın hayal gücününün katıksız kanıtıydı. Kopatchinskaja’nın kemanını bir ney gibi kullandığı bölüm ve “Katbim” temasının kullanıldığı duygusal anlar ise “Alem gecesi” üstüne bir damla gözyaşı bıraktıracak içtenlikteydi.

Kopatchinskaja, alkışlardan sonra eserin bestecisi Fazıl Say’ı da sahneye davet etti. İşte o zaman alkışlar delice bir hal aldı; sel oldu.

Gecenin belki de en önemli anı, “Nirvana Yanıyor” idi. 25 Temmuz 2010’da Salzburg’da seslendirilen bu piyano konçertosu İstanbul’u ilk kez kucaklayacaktı. Özenle hazırlanmış program notlarından konçerto üzerine yazılmış ilk paragrafı okudum tekrar tekrar. “Nirvana içimizdeki cennettir ama biz bu cenneti yakar, cehenneme çeviririz… Nirvana huzurdur, mutluluğumuzdur, sevgimizidr. Yangın ise, kendi kendimize yarattığımız o karanlık tehdittir. Yaşamımızı kendi elimizle yakmamızdır…. Acılarımızdır. Daha da doğrusu korkularımızdır”.

17 dakikalık konçertoda Fazıl Say, Lütfi Kırdar’da yüzlerce müzikseveri teslim aldı adeta. Böylesi bir müziği, böyle bir Solist ve böyle bir Orkestra’dan dinleyip de etkilenmemek mümkün müdür acaba? Nirvana yanıyordu… Hepimiz yanıyorduk. Say’ın bestesi büyüdükçe ben de içime doğru kıvrıldım, kıvrıldım, ufacık kaldım. Nirvana’nın yanmasına izin vermemeliydik.

Eserin tamamlanmasının ardından alkışlar hiç bitmedi ve Fazıl Say, bis parçası “Kara toprak” ile sanki yangını söndürmeye çalıştı ama nafile…

Ve gecenin kapanışı Prokofiev’in (1891-1953) Romeo ve Juliet süitinden bölümlerle oldu. Her bir bölüm, ama özellikle Tibalt’ın Ölümü’nde şef Sascha Goetzel ve BİFO son derece görkemli bir atmosfer yarattılar…

Gece bitip salondan ayrılırken biz seyirciler, daha bir “zenginleşmiş”tik. Teşekkürler, Müzik!

Not: Fazıl Say Festivali Kitapçığı Burada.

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s