Söyleşi: Lara Ömeroğlu ile Klasik Müzik ve BBC Young Musician 2010 Üzerine

Bu blogun okurlarının hatırlayacağı üzere, BBC Young Musician 2010 ödülü sahibi Lara Ömeroğlu, 16 Aralık 2010 tarihinde İstanbul MKM’de bir resital vermiş ve parlak performansıyla Türk seyircisinin kalbini fethetmişti.

Lara Ömeroğlu, İstanbul’dan İngiltere’ye döndükten sonra yüksek tempolu programına devam ediyor. Buna rağmen kendisiyle söyleşi ricamı, nazik bir şekilde kabul etti. İngilizce yaptığımız söyleşinin Türkçe çevirisini aşağıda bulabilirsiniz. Bu söyleşi yardımıyla yetenekli genç piyanist Lara Ömeroğlu’nu sizlere daha yakından tanıtabilmeyi diliyorum:

Ali Nihat Eken: Lara Ömeroğlu’nu biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? Ne zamandır İngiltere’de yaşıyorsun? Klasik müziğe ilgin nasıl doğdu?

Lara Ömeroğlu: Anne babam Türkiye’de doğmuşlar ama ben Londra doğumluyum. Türkiye’yi sık sık ziyaret ediyorum. En son geçtiğimiz Aralık ayında orada ilk konserimi verdim; bu çok heyecan veren bir şeydi. 17 yaşındayım. Hem Purcell School of Music, hem de Royal College of Music’de öğrenimime devam ediyorum. Piyano konusunda beni ilk etkileyen kardeşim Melis oldu. O benden daha önce piyanoya başlamıştı. Kısa süre sonra annem yeteneğimin farkına vardı ve kardeşimin öğretmeni Emily Jeffrey’den ders almaya başladım. Derslere, Profesör Ian Jones ile devam ediyorum. Ayrıca, müziğe yaklaşımımı etkilediğine, müzik bilgimi genişlettiğine ve müziği daha iyi anlamaya yardımcı olduğuna inandığım viyola da çalışıyorum. Şu anda Richard Dickins yönetimindeki Royal College of Music Symphony Orchestra’da çalıyorum. Solo repertuarı icra etmeyi sevdiğim kadar oda müziğinden de zevk alıyorum. Purcell School of Music ve Royal College of Music’de bir piano beşlisinde çalıyorum… bu çok zevkli.

Ali Nihat Eken: Seni ilk etkilenen besteciyi hatırlıyor musun?

Lara Ömeroğlu: Beni ilk etkileyen besteci muhtemelen Mozart idi. Mozart’ın müziği öylesine hafif ve neşe dolu ki… Ancak bunu o müziğin derin ve yeterince anlam taşımadığı anlamında söylemiyorum. Mozart’ın müziğindeki derinliği ve anlamı çok iyi biliyorum.  Yakın geçmişte Londra’nın önemli salonlarından biri olan Cadogan Hall’da English Chamber Orchestra eşliğinde Mozart’ın 12 numaralı piyano konçertosunu çaldım.

Eken: Piyanoya ne zaman başladın? Günde kaç saat çalışıyorsun?

Ömeroğlu: Piyanoya 6 yaşında başladım ve iyi bir öğretmenle başladım – iyi bir öğretmen çok önemlidir. İyi bir teknik kazanmak ve pek çok eseri öğrenmek için çok çalışmak durumundayım… Günde en az 5-6 saat piyano çalıyorum.

Eken: BBC’nin yarışmasına nasıl hazırlandın?

Ömeroğlu: Yarışmayı daha önce de takip ediyor ve kendi kendime “Ben de o sahnede olmak istiyorum” diyordum hep. Başvuruların son gününden bir gün önce yarışma formunu doldurup yolladım; son anda verdiğim bir karardı ama hayatımı değiştiren bir karar oldu bu.

Eken: Vasily Petrenko gibi bir şef ve BBC National Orchestra ile çalmak nasıl bir tecrübeydi? Yarışma öncesi prova oldu mu?

Ömeroğlu: BBC National Orchestra gibi iyi bir orkestra ve Vasily Petrenko gibi bir şef ile çalmak önemli bir tecrübeydi. Yarışmadan önce bir kaç provamız oldu. Vasily Petrenko ile çalışma onuruna sahip olmaktan gurur duydum. Çok arkadaşça yaklaştı ama son derece profesyoneldi. Her şeyden önemlisi bir şef olarak, bana ne yapmam gerektiğini söylemedi. Tam tersi, nasıl istiyorsam öyle çalmama izin verdi ve benimle bu şekilde diyalog kurdu.

Eken: Yarışmayla ilgili önemli bir anını paylaşır mısın?

Ömeroğlu: Size küçük bir sır vereyim: sahneye çıkmadan önce, 15-30 dakika kadar uyurum. Ancak, BBC Young Musician’ın finalinden önce uyuyakalmışım. Annem ve öğretmenim panik içindeydiler. Sahneye adeta “itilerek” çıktım çünkü hiç zaman kalmamıştı… Ama benim için en unutulmaz an, şüphesiz, konçertoyu icra anıydı. Seyircilerle dolu o dev konser platformuna çıkmak, televizyonun canlı yayında olması, müthiş bir orkestra ve şefin beni desteklemesi… bunlar unutulamayacak şeylerdi.

Eken: BBC’nin Yılın Genç Müzisyeni Ödülü’nü aldığından bu yana Wigmore Hall da dahil olmak üzere çok önemli yerlerde resitaller verdin. Bunlardan bahsedebilir misin? Hangisi senin için çok özel oldu?

Ömeroğlu: Konser verdiğim yerler arasında Cadogan Hall, Kings Place, Turkish Embassy, Cliveden, Presdales School, Moor Park Golf Club, St Pauls Church, sizin de bildiğiniz gibi MKM’deki Istanbul Resitalleri… ve diğerleri var. Doğruyu söylemek gerekirse her konserin özel bir anlamı vardı ama BBC’den kazandığım ödül sonrası ilk kez Türk seyircisi karşısına çıkmak benim için çok özeldi.

Eken: Önümüzdeki günlerde seni nasıl bir program bekliyor?

Ömeroğlu: 2012’ye kadar programım doldu. İsviçre ve Japonya’ya gideceğim. Bu arada İngiltere’nin değişik yerlerinde konserlerim olacak. Türkiye’de de iki konserim var. Öncelikle, Haziran ayında Uluslararası İstanbul Müzik Festivali’nin açılışında yer alacağım; Borusan Filarmoni Orkestrası eşliğinde Grieg’in Piyano Konçertosunu çalacağım. Çok heyecanlıyım. Daha sonra, Ekim ayında Antalya Piyano Festivali’nde sahneye çıkacağım. Çok saygı duyduğum ve örnek aldğım bir piyanist olan Fazıl Say, beni konuk sanatçı olarak festivale davet etti.

Eken: CD çalışman olacak mı?

Ömeroğlu: Bu konuda bazı teklifler var ama acele etmek istemiyorum. Çünkü bu tür bir çalışma, çok iyi bir düşünme sürecini ve dikkatlice seçilmiş bir repertuarı gerektiriyor. Bu nedenle hazır olduğumu hissettiğimde bunu yapacağım. Zamanı geldiğinde bunu sizinle paylaşmaktan da menun olacağım. Şimdilik konserlere devam etmek; bunun tadını çıkarmak istiyorum.

Eken: İstanbul konserinde çok büyük beğeni topladın. Türk seyirci seni çok sevdi. Ne düşünüyorsun?

Ömeroğlu: Ülkemde çalmak çok güzel bir tecrübeydi.  Daha önce Türkiye’de sahneye hiç çıkmamıştım. Seyircinin bu kadar sıcak ve yapıcı olması beni çok mutlu etti. Tekrar gelmeyi çok istiyorum.

Eken: Piyano çalışmaların, resitaller ve okulun…. Bunlarla başa çıkmak zor olmuyor mu?

Ömeroğlu: Müzik merkezli bir okula (Purcell School) devam ettiğim için şanslıyım. Herkes çok anlayışlı ve bana fazladan pratik yapma saatleri de sunuyorlar. Böylece her şeyi yerli yerine oturtabiliyorum.

Eken: Çocuklarına klasik müzik aldırmak isteyen anne babalara ne önerirsin?

Ömeroğlu:
Beni her yönden destekleyen harika bir annem olduğu için çok şanslıyım. 6 yaşından bu yana beni derslere götürdü, bana dersler aldırdı.  Problemlerim olduğunda hep yanımadaydı; destek oldu ve böylece başarımı mümkün kıldı. Çocuklarına müzik eğitimi vermek isteyen aileler, onların haftada en az bir kez çok iyi bir hoca ile ders yapmalarını sağlamalılar. Çocukları küçükse çok pratik şart.  Onları ilham alacakları konserlere götürmeli ve motivasyonlarını yüksek tutabilmeliler. Anne babalar çok sabırlı ve olumlu olmalılar… Aynen benim annem gibi.

Eken: En çok sevdiğin besteciler kimlerdir?

Ömeroğlu: Chopin, Mozart ve Liszt.

Eken: Eklemek istediğin başka şeyler var mı, Lara?

Ömeroğlu: Benim gibi klasik müzik tutkunlarına ulaşabilme fırsatını verdiğiniz için teşekkür ederim.

Eken: Teşekkürler, Lara. Yüzündeki bu güzel gülümseme hiç kaybolmasın.

[Lara’yı BBC’de izleyin]
[Lara’yı YouTube’da izleyin]

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s