Evin İlyasoğlu, Çağlarboyu İnsan Sesinin Müzikteki Değişimini Anlatıyor

Bir ay kadar önce sevgili Evin İlyasoğlu‘na, Blogda Hayat’ta yayınlamak üzere, en çok hangi klasik müzik eserini dinlerken etkilendiğini ve bunun nedenini sorduğumda kendisinden “Beni en cok etkileyen yapıtlar hep insan sesini içerenler olmustur” cevabını almıştım. İlyasoğlu’nun cevabı bununla sınırlı kalmamış, kendisinden Tabibler Odası için hazırlamakta olduğu, insan sesinin gizemini anlatacağı konuşmasını bu blog aracılığıyla bizlerle paylaşacağı müjdesini de almıştım. Bu son derece nazik davranış karşısında nasıl havalara uçtuğumu okurların hayal gücüne bırakıyorum.

Aşağıdaki metin Evin İlyasoğlu’nun  25 ocak 2011 tarihinde Tabibler Odası’nda yaptığı konuşmanın metnidir. Görüleceği üzere İlyasoğlu, konuşmasını, anlattığı yapıtlardan örneklerle süslemiştir. Metindeki bölüm araları göreceğiniz numaralar, İlyasoğlu’nun konuşması sırasında bu yapıtların çalınması sırasında kullanılan sıra numaralarıdır. Konuşmanın özgünlüğünü bozmamak amacıyla bu numaralar olduğu gibi korunmuştur.

“Çağlarboyu İnsan Sesinin Müzikteki Değişimi”, Evin İlyasoğlu’nun uçsuz bucaksız bilgi dağarcığından kopup gelen, bizleri “zenginleştirecek” ayrıntılarla dolu. Önerilen eserleri bulup dinlemek de bizim görevimiz. Teşekkürler, Evin İlyasoğlu.

ÇAĞLARBOYU İNSAN SESİNİN MÜZİKTEKİ DEĞİŞİMİ – EVİN İLYASOĞLU

Tarih boyu sanat müziğinde insan sesinin geçirdiği değişimi zamandizinsel bir akış içinde örneklere anlatmaya çalışacağım. İlkinsan sesini kullanmaya ne zaman başlamış, nasıl konuşmuş, neden şarkı söylemiş? Bunları antropologlar, sosyologlar daha iyi açıklıyor. Bizim bildiğimiz doğa seslerine kendi sesini benzetmek için aynı tınıyı tutturabilmek için bir seslenme geliştirdiği. Doğayla özleşirken rüzgar gibi uğuldamaya, kuş gibi şakımaya çalışmış. Daha sonra kendi sesini büyütmek için bir hayvan boynuzunun veya deniz minaresinin içinden üflemiş. En eski çalgı insanın kendi sesini büyütebilmesi için yaptığı bir boru olarak bilinir (üflemeli çalgı).

Öte yandan müziğin en önemli öğesi olan Ritm, doğada var olan bir öğe: Gün-gece, mevsimler, insanın bedensel yapısı. İlk çağlarda doğasında var olan ritmsellik nedeniyle, müzik sanatını sanat dallarının en eskisi olarak kabul etmişlerdir.  İlkel boylardaki ilk müzik örnekleri, ritimsellikle ortaya çıkar. Ayak vurmasını güçlendirmek için yapılan davullar, el çarpması için kastanyetler ilk ritmsel çalgılardır.

Böylece insanoğlu yaşadığı toplumsal gereksinim içinde kendi sesine anlam katmayı RİTM faktörüyle birleştirmiş ve sadece doğa sesini taklit ya da kendi korkusunu yenmek için bir takım boş bağırtılar yerine anlamlı şarkılar söylemeye başlamış. Sonradan ad koyduğumuz biçimler de doğal davranışların içinden yükselen seslenişlerdir:

Örneğin bir annenin çocuğunu uyutmak için mırıldanması, ninnileri,
Kürek mahkumlarının tempolu ezgileri, işçi şarkılarını
Savaşlarda orduyu yüreklendiren nidalar, naleler marşları,
Babadan oğula kuşaklar boyu söylenen ezgili anlatılar, destanları,
Çoktanrılı dönemde doğa güçlerine yakarmalar, dinsel ilahileri oluşturmuştur.

Antik çağa uzanalım. Çoktanrılı dönem. Ortaçağda kilise çoktanrılı dünyadaki coşkulu dansları, onlara eşlik eden çalgıları yasaklıyor. Biz de ancak mağara duvarlarındaki fresklerden, eski Yunan vazolarından bu dönemde dans, şarkı  ve çalgıların var olduğunu öğreniyoruz. Yani görsel sanatlar müzik adına bize tanıklık ediyorlar.

MÜZİK-ESKİ YUNAN- ZİM-1/1

Ortaçağ Kiliseye bağlı toplumu getiriyor. Yalnız Kilisenin (Latin) dediği önemli. Tam on yüzyıl tüm Avrupa bu bağnaz sınırlar içinde yaşıyor.

4. yüzyıldan bir Ambros ezgisi. Allelulia. Bir Missanın, şarkı halindeki duanın en neşeli bölümü. Kilise ezgileri Melismatik, silabik veya neumatik yöntemle söyleniyor. Melisma aynı hece üstünde bir çok nota okunması.

MÜZİK-AMBROSİAN İLAHİSİ-ESKİ ZİM 1/2

Batı Roma bir yana, Doğu Roma’da ise bambaşka bir ilahi tekniği var. Kalın bir bas sesin üstüne inşa edilen müzikte koro aynı dönemde Batıya göre değişik tınlamaktadır.

MÜZİK-BİZANS İLAHİSİ-ESKİ ZİM- 1/2

Sonra 6-7.yüzyılda Gregorian Chant’lar ortaya çıkar. Papa Gregor o güne kadar var olan ilahileri derler ve erkekleri eğitmek için bir okul açar, bunları çalıştırır. Öbür dünyaya hazırlanan insanın huzur dolu sesidir. Eşliksiz korolar-doğal ki kadın sesi olmayan korolar. Oğlan çocuklar ve erkekler için bir ilahi söyleme okulu açar: Schola Kantarum. Bu dünya bir sonrası için bir prelüt’dür.  Gregor ezgileri hiç kişisel yorum katılmadan, güven veren, teslimiyetçi bir eda ile okunur. Kilise içi kadar dışında da her kutlamada, her törende Gregor ezgileri söylenir. Ve tüm Ortaçağ boyunca insanın kendi sesi en kutsal en gizemli çalgı olmuştur. Bir de org var kilisede, kiliseler su kenarına inşa edilir ilk orglarları çalıştırmak için.

GREGORYEN İLAHİSİ-ZİM 1/3

RÖNESANS IŞIKLARI

12.yüzyılda yaşama coşkusu. Bu dünyanın da keşfe değer olduğu, zevk almak gerektiği düşüncesi ışıklar saçmaktadır. Kilisenin dışında gezgin ozanlar türer. O kentten bu kente dolanıp kültür taşırlar. Şiir okuyup şarkı söyleyip çalgılarını çalar, hatta bedenlerindeki zillerle dans edince tek kişilik bir gösteri oluşur. Konuları ise aşk, kadın, gençlik coşkusu ve şaraptır! 11.yüzyıldan bir Troubadur ezgisi.

MÜZİK-TROUBADOUR-ZİM 1/4

Sanatın her dalında Rönesans İtalya’da başlar. Ancak müzikte Burgonya beşiktir. Operayla birlikte İtalya’ya taşınacaktır. Burgonya okulunun en önemli bestecisi DUFAY’in 1470’lerden bir Şanson’unu dinleyelim.

MÜZİK-DUFAY: ZİM 1/6

Artık polifoni gündeme gelmiştir. Giotto’nun resimleri gibi derinlik boyutu (perspektif) kazanma sürecidir. Dinsel müzik de çoksesliliği kapmış, daha bir dramatik nitelik kazanmıştır.

REFORM (1517)

Martin Luther, Reform hareketiyle herkesi kendi dilinde dua etmeye ve şarkı söylemeye özgür bırakır. İtalya gibi katolik ülkelerde karşı-Reform hareketi başlar. Öncelikle kilisedeki gevşekliğe ve polifoniye karşı önlem almak isterler (trend konsülü). Yine bir katolik papaz olan Pierluigi da Palestrina, polifoninin kutsal ortamı bozmadığını kanıtlamak için 6 sesli bir mes besteler. İnsan sesinin bu ağır ve gizemli derinliği harikadır:

PALESTRİNA: MİSSA PAPAE-ZİM-1/9

Altın Çağ, Rönesansı Barok döneme bağlayan yıllardır. Daha önce kiliseye bağımlı olan müzik disiplini, kendi egemenliğine kavuşunca ilk iş yerel ezgileri ortaya çıkartmak, halkın sesini duyurmak olmuştur. İşte çok duygulu bir İspanyol halk ezgisi. Tonos Humanos denen dünyasal şarkılardan, Magribilerin istilasını anlatıyor:

MÜZİK- FUENLLANA-1/10

BAROK DÖNEM

1600 ‘le Rönesans’dan sonra Barok dönem başlar. 1750’ye dek sürer. Müziğin dramatik bir kimlik kazandığı dönemdir. İlk kez Madrigal türünün ortaya çıkışıdır. İnsan sesi artık daha coşkulu şarkılara hazırdır. Madrigal opera sanatının öncüsü olarak dramatik, karşılıklı konuşmanın müziğe yansıdığı bir tür. Ve konusu dindışıdır. Madrigalin kendine özgü söyleyişi, süslemeleri vardır. 18.YÜZYILA DEK hala kadın sesi yoktur sahnede. Burada bir kontrtenordan dinliyoruz.

MÜZİK-MONTEVERDİ MADRİGAL-ZİM-1/13

BAROK KARŞITLIKLARIN ÇAĞI. Dramatizmin çağı. En canlı şekilde duyguların anlatımı. Opera sanatının doğuşu bu dönemin zenginliğidir. Operanın içinde arya ve resitatifler vardır. Arya o dönemde yapıtın kalbidir. Koro ve solo karşıtlığı etkileyicidir. Erken Barok döneminden İngiltere’de MASK adı verilen operaların yazarı Purcel’in Dido ve Aeneas operasından bir kesit dinleyelim.

MÜZİK-PURCELL zim-1/15

Olgun Barok döneminden çağların en büyük bestecisi J.S.BACH’ın sayısız kutsal koro müzikleri, din dışı vokal yapıtları insan sesinin çalgılarla uyum içinde kullanımını sergiler. En güzel koro bestelerinden Si minör Mes’in GLORIA bölümü:

BACH-Sİ MİNÖR MES GLORİA-ZİM 2/6

Ve Johann Sebastian Bach gibi dev bir besteci nice dinsel yapıtı arasında dünyasal konulara ilişkin kantatlarıa da var. Kahve Kantatı bunlardan biri. Kantat, insan sesi için canalıcı bir müzik biçimi. 15 dakikalık, kostüm dekor olmaksızın dramatize edilen bir oyun. Soyluların malikanelerinde temsil ediliyor. Dinsel olabilidiği gibi dindışı kantatlar da var. Opera sanatını besleyen adımlar.

CASTRATO GELENEĞİ

Sesi çatlamadan hadım edilmiş erkek çocuklar ömürleri boyunca Cennetin sesini koruyacaklardır. Saflığı ve temizliği.  İlk kez 1565’te St.Sistine kilisesinin korosu için yapılır. Her bestecinin sesine hayran olduğu, o ses rengine göre besteler yaptığı, bir kastratı vardır. Örneğin Handel’in, Mozart’ın.

Castrati (çoğul) kadın erkek arası, alto veya kontr alto dediğimiz bir sese sahip oluyorlar. Bu uygulama 18.yüzyıl sonunda bitiyor. Bu ses o kadar makbul ki Mozart kendi castratı için yazıyor operalarında kimi rolü.

MOZART KONSER ARYALARI-Exultate Jubilate

Castrat olarak muhafaza etmek istedikleri sese bir renk için örnek: Mahler, 4.senfonisinde cenneti anlatan bir ezgide 9 yaşında bir erkek çocuğun sesini kullanıyor. (19.YÜZYILIN SONUNDAN BİR BESTECİ)-ses rengi örneği

MÜZİK-MAHLER 4.Senfoni-4.bölüm-(Max Emmanuel Cencic-1988 kaydı)

Tarihte insan sesi için çeşitli biçimlerde yapıtlar yazan en önemli bestecilerden birisi Alman doğumlu İngiliz besteci Handel’dir. İngilizlerin toplu şarkı söyleme geleneğini keşfeder, onlara uygun besteler yapar. 1742’de, üç ayda tamamladığı MESİH Oratoryosu her Noel gecesi bütün Anglo-saxon kiliselerinde okunur. Ve Alleluliası söylenirken halk coşkuyla ayakta dinler. Bir zamanlar İngiltere Kralı ayağa fırlamış bu bölümde ve sonra da gelenek olmuş.Koronun insan sesinin 4 rengini görkemle kullanışını izliyoruz.

MÜZİK-HANDEL- MESSİH ALLELULİA-ZİM 2/8

Barok dönemden sonraki KLASİK DÖNEM Haydn-Mozart çağıdır. Bugün pekçok ruh hastası bu bestecilerin müziği ile şifa bulur. Abartısız, saf, yalın bir dokudadır müzik. Denge ve orantı başlıca özellikltir. İşte Mozart’ın ölümüne yakın bestelediği sihirli flüt operasından flüt ve insan sesinin benzeşmesi. Koloratur cambazlığı:

MÜZİK-MOZART-SİHİRLİ FLÜT-3/5

Ve Mozart’ın ölüm döşeğinde yazmaya çalışıp tamamlayamadığı Requiem’inden Tuba mirum’da dört renk insan sesinin kullanılışı: En kalın erkek sesi olan bas ile giriyor, sonraki erkek sesi tenor ekleniyor, sonra alto ve en ince kadın sesi soprano geliyor.

MÜZİK-MOZART-REQUİEM-TUBA MİRUM-3

Dört çeşit insan sesinden söz ederken, orkestra çalgılarının da insan sesi yapısına göre sınıflandığını bilirmiydiniz? Kemanlar-soprano; viyolalar alto, çellolar tenor ve kontrbaslar-bas sesinin karşılığı olarak orkestraya yerleşmiştir.

ROMANTİK DÖNEM

Savaşların, devrimlerin Avrupa’yı çalkalandırdığı 19.yüzyıl başları. Orta sınıfın egemenlik kazandığı dönem. Artık eski soylular, sanatçı koruyucusu olan krallar, kontlar kalmamış, besteci dinleyicisiyle tanışmıyor. Ve belki bir gün onu takdir edeceğini düşündüğü idealindeki bir dinleyici için yazıp duruyor. Kendi içine dönük, unutulmuşluğuna, kendine acıyan besteci. Derin düşünceye dalmış, iç dünyasının fırtınalarını müziğine yansıtıyor.

BEETHOVEN’İN DOKUZUNCU SENFONİSİNDEN KORAL BÖLÜM

Schubert şiir ile müziğin evliliği olan LİED’leri yazıyor. Piyano dramatik. Lied sanatıı  19.yüzyıl boyunca Opera sanatının yanında yer alıyor.

SCHUBERT-LİED-WOHİN?-2

Romantik dönemde OPERAlar geliyor gündeme. İnsan sesinin dramatik üstünlüğü! İlk 18.yüzyıl sonu operalarında resitatif ve arya önemlidir. Konuşur gibi sahnede şarkı söylemektir resitatif. Arya, solistin sahne ortasına gelip (a-b-a formundaki) bir şarkıyı söylemesidir.

19.yüzyıl İtalyan operalarında BEL CANTO çok önemlidir. Güzel şarkı söyleme ustalığıdır. Bellini, Donizetti, Verdi operalarında belcantocular büyük önem taşır. Çığlık çığlığa delirme sahneleri yansıtılır. Romantizmin karakterindeki karmaşık anlatım operalarına da, dolayısıyla insan sesinin incelikli kullanımına da yansımıştır.

MÜZİK- BELLİNİ-NORMA-CASTA DİVA -ZİM 6/5

KORO
MÜZİK-VERDİ-NABUCCO-ESİRLER-ZİM 6/6
TENOR
MÜZİK-VERDİ- IL TRAV-DİE QUELLE PİRA 6/ 7

19.yüzyıl sonunda Wagner’in müzikli dramları operaya yeni bir çığır açar. Daha ağır dokuda, dramatik içerikli opera -sanatların tümünü içeren tek sanat dalı- Wagner, insan sesini orkestrayla yarıştırmaktadır. Önceki çağda solist  şancıya eşlik eden orkestra, şarkıyla içiçe örülmüştür.

MÜZİK-WAGNER- UÇAN HOLLANDALI-ZİM 6/10

YİRMİNCİ YÜZYIL

Ve yirminci yüzyıl başladığında artık insan sesi mutlaka solo olma, güzel şarkı söyleme özelliğinde değildir. Post Romantizmle orkestranın bir parçası gibi senfonilerin içinde yer alabilir. Sonra yalnız şarkı söyleyen ses değil, ağlayan, mırıldanan, inleyen, sayıklayan ses de müziğe girer. Yirminci yüzyıl ile müziğin geleneksel sınırları yıkılmıştır. Schönberg, belli bir tona bağlı olmayan müziğinde sprechstimme dediğimiz konuşan insan sesini kullanır. Belli bir rtim içinde şiirle ezgi birleşmiştir.

MÜZİK-SCHÖNBERG-PİERRO-ESKİ ZİM:8/7

Daha sonra giderek soyutlaşan anlayışta elektronik uygulamalara da girer insan sesi. Diğer çalgıların metalik-elektronik tınısına dönüşebilir.

MÜZİK-BOULEZ-VİSAGE-ESKİ ZİM-9/10

Ve daha yeni, 1980li yıllarda Stockhausen’in insan sesinden oluşan Singcircle’ını dinleyelim. Dokuz ses, liderlerinden kaynaklanan çağrışımlarla belli bir çizgiye gelip, liderin yeni bir sözcük sunmasıyla baştan ivmeye giriyor.

STOCKHAUSEN-SINGCIRCLE-2

21.yüzyıla doğru, bunca karmaşık yöntemlerin içinden sıyrılan bir Neo-romant anlatımda insan sesi tekrar şarkı söyleyen, dertleri anlatan ses haline dönüşebiliyor. Gestapo kampının duvarına genç bir kızın annesine/ Meryem anaya yazdığı dizeler Polonyalı besteci Gorecki’nin Senfonisine acıyla yansır.

GORECKİ-ACIKLI EZGİLER SENFONİSİ-ZİM 9/16

Hemen günümüzün elektroakustik ortamıyla birleşen insan sesi dramatik anlatımda her türlü duyguyu dile getirebilme özgürlüğüne sahip.

ALPAR MARAL- GİT (2008)

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s