Sosyal Medyada Gülsin Onay

Klasik müzik tutkunları açısından sosyal medyanın önemli işlevlerinden biri de benzer ilgi alanını paylaşan kişilerle kolayca iletişime geçebilmeleri; yeni aldıkları bir CD, bir konser DVD’si ya da gittikleri konserlerle ilgili izlenimlerini anında son derece pratik yollarla paylaşabilmeleri, ortak bir bilgi birikiminden beslenebilmeleri. Yapılan etkinlikleri duyurma, belirli konularda kamuoyu oluşturma da bu tür medya platformlarının olmazsa olmazlarından.

Ve sanatçılarımız… Sanatçılarımızın sosyal medyaya olan ilgisi klasik müzik tutkunları için bulunmaz bir nimet. Sevdikleri sanatçıları sosyal medya aracılığıyla yakından takip edebilmek, onlarla ilgili en son haberleri doğrudan çabucak alabilmek, klasik müziğin neredeyse yok kabul edildiği bir Türk medyasında önemsenmesi gereken bir şey. Belki de bu nedenledir ki “Facebook” gibi platformlar, bu müzikteki gelişmeleri takip etmek isteyenler için bir gereklilik.

Sosyal medyayı, özellikle de Facebook’u kullanan pek çok klasik müzik sanatçımız var. Bu sanatçılarımız arasında Gülsin Onay’ın sayfası tartışmasız önde gidenlerden. Onay’ın sayfası, diğer pek çok sanatçımızın sayfasının aksine, son derece hareketli ve renkli. İdeal bir gazeteci titizliğinde; yaptığı işi seven, ciddiye alan ve bunu, onu takip edenlerine hissettiren bir gazetecinin titizliğinde. Sayfayı takip eden binlerce Facebook kullanıcısı, bu özenin, karşılığını bulduğunun capcanlı kanıtı.

Gülsin Onay’ın sayfasındaki dinamizm, sanatçımızın kendi doğasının bir yansıması olarak düşünülebilir. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında insanın başını döndüren bir konser temposu olan Gülsin Onay’ın sosyal medya sayfası da böyle. Onay, konser öncesinde, arasında, sonrasında; havaalanlarında, gittiği ülkelerde, evinde… nerede olursa olsun, çağdaş bir Türk sanatçısı olarak duygularını sayfasından kendini sevenlerine ulaştırıyor; mesajlarını fotoğraflarla süslüyor. Özellikle çeşitli ülkelerde verdiği konser fotoğrafları, bu konserlerle ilgili haber küpürleri, “Gülsin Onay Arkadaşlarını” hem heyecanlandırıyor, hem de bilgilendiriyor.

Onay’ın iletileri incelendiğinde okurlarıyla nasıl bir bağ kurduğunu anlamak başlı başına keyifli bir iş. Sanatçının eklediği bir ileti, anında okunuyor ve cevaplanıyor. Gülsin Onay da her iletiye cevap yazıyor ya da en azından “like” ekliyor. Bu da Onay’ın, hayranları konusunda ne kadar hassas olduğunun en önemli göstergesi.

Gülsin Onay’ın sosyal medyayı kullanma şekli ondaki eğitme isteğini de içeriyor. Yazıları kısacık bile olsa uzun süre düşünülmesi, tartılması gerekiyor. Bu yazılar/mesajlar/iletiler Gülsin Onay’ı, bir piyanist olarak daha da yakından tanımamızı sağlayan bütün ipuçlarını içermekte. Klasik müziği anlamak, öğrenmek isteyen “sade” müzikseverler ve formal müzik eğitimi alan öğrenciler için Gülsin Onay’ın “Facebook” sayfası zengin bir sosyal medya kütüphanesi adeta.

Gülsin Onay’ın “Facebook” sayfasındaki bazı mesajlarını inceledeğimde bunları çeşitli başlıklar altında toplayabileceğimi gördüm: konserler, besteciler, eserler, şefler, yolculuklar, yaşam, Türkiye duyarlılığı… Ama öncelikle de Onay’ın klasik müziğe, sanata bakış açısını ve bir piyanist olmanın anlamını ortaya koyduğu fikirleri, kendisinin de iznini alarak, “Blogda Hayat” üzerinden müzikseverlerle paylaşmak istedim. Gülsin Onay’ın sosyal medyayı kullanarak hayranlarına verdiği bu mesajlardan bir bölümünü, araya girmeksizin, onun şiirsel dilinden aşağıya aktarıyorum:

“Eserin içinde coşku, sevinç, aşk olduğu kadar hüzün, acı, nefret de vardır. Ayrım yapmadan hepsini bağrınıza basıp yorumladığınızda bütünlüğü yakalarsınız.”

“Elim piyanoya dokunduğu an, notalarla kurduğum iletişim, tüm gün boyu hücrelerimde yaşayan seslere can verme sevinci ve heyecanıyla benliğimi kaplıyor.”

“Gerçek sanatçı ne geçmişte kazandığı başarılardan ne de gelecek için kurduğu hayallerden tatmin olur. Onu mutlu eden sadece ter döktüğü an, çalışmasının getirdiği verime şahit olmaktır.”

“Her müzisyen, notalar imparatorluğunda en az bir notayı en yakın kendisine yakıştırıp aşkla bağlanır. Bu da beslenmek için onun hakkıdır.”

“Çalışırken bir baktım trans haline girmiş, kendimden geçmişim. Gözlerimi açıp ara verdiğimde, kulaklarım hala öbür tarafta dinlemeye devam ediyor…”

“Kafanızla verdiğiniz kararlara çalarken parmaklarınız uymayabilir. Fren veya otorite yerine araya kalbinizi koyarsaniz netice planlanandan daha iyi olabilir.”

“Müzik adı altında kaç milyon çeşit ses bileşimi var! Size hitab eden iki (bin?) tane nota varsa, onu kulağınızla öpün, kalbinizle okşayın… Sizi hic terketmeden besleyen o notalar olacaktır.”

“Armonilerin birbirlerine geçişleri kulağınızda yankılanırken, tekrar tekrar duymaktan bıkmazsanız, parmağınızın ucundan piyanoya kendiliğinden akarken mest olursunuz.”

“Sevdiğiniz her eseri paylaşmak ister, sevdiklerinizin dünyasını zenginlestirdiğiniz sürece mutlu olursunuz.”

“Bilinmedik “eser” sahnede şahsiyetini kazandıktan sonra çekingenliğiniz maceraperestliğe dönüşür. Derinlemesine her ölçüye yolculuğunuzun açıldığı…”

“Yanıbaşımda açık duran nota yazılarına görmeden bakıyordum. Birdenbire sesleri hayalimde duymadan şekillerinin nasıl da anlamsız göründüğü dikkatimi çekti. Şekil ön plana çıkmamalı gerçeği…”

“Üzerine kondurma, her insanın zaafını, yönünü gösterir. Kimi idareciliği, eğitimciliği, kimi sanatı, ilimi vb… üstlenir. Peşini bırakmayan basarır, pes etmeyen zirveye ulaşır.”

“Bir melodi bakarsınız almış başını hiç beklenmedik bir tonaliteye geçivermiş… Bir önceki ton, bu majör veya minöre vesileymiş. Böyle böyle gezer tonlar sonsuza dek…”

“Eserlerin içindeki doruk noktalarını yorumlarken, bir sonraki zirvenin daha büyük olacağını düşünürseniz, hepsi küçük kalır.”

“Çalışırken hic bir zorluk kıvamı gelmeden aşılmıyor… Aşıldığında ise sevinci hiç bir şeyden olmadığı kadar, verdiği keyifin tadına doyulmuyor… Sizi sizden alıyor, kanatlandırıp uçuruyor…”

“… Bir de tabii müziğin icindeki sessiz anlar (es’ler)… onların ifadesi evrenin varlığı kadar önemli.”

“Bazı sesler, armoniler, volümler birdenbire tüylerinizi diken diken eder, gözleriniz sulanır. O anda her notanın sizin için yazılmış olduğunu ve duygularınızı ifade etmek icin var olduğunu düşünürsünüz… Müziğin mucizesi…”

“Tam “Bundan güzeli olamaz” dediğiniz anda bir tomurcuk gibi önünüzde mucizevi değişimine şahit olduğunuz müzikler çıkıverir.”

“Çok sevdiginiz eserlerin zayıf noktalarını görmezlikten gelirsiniz. Gerekirse görürsünüz. Çok gerekirse kabul edersiniz. Çok çok gerekirse seversiniz.”

“Müziğin yaşantısının sizin iyi veya kötü çalmanıza bağlı olmadığını kavrayabilirseniz, uzun yolda yoldaşlığınız, sırdaşlığınız güzel bir dünyaya dönüşür.”

“Dev yapıtların mükemmel güzelliğine, zengin dünyalarına kalbinizin yolunu açarsanız çaba sarfetmeksizin sahteleri kendiliğinden elenir. Yazılan hep ayni 7 nota, kimi pırlanta kimi boya — tabii, taklitler, göz boyamalar her alanda sırıtır, içiniz doğru olana sevgiyle dolu olunca.”

“Her eserin bir can damarı vardır; onu bir vaha gibi bulduğunuzda, sizi sonsuza dek
besleyecek bir kaynağınız olur.”

“Çalarken beğenilmemekten korkmak yanlış basmaya davetiyedir. Kurduğunuz, inşa ettiğiniz bir icrayı dolu dolu yaşarken dinleyici de sizinle gelecektir.”

“Ah çalınmayı sabırla bekleyen eserler! Nasıl da durdukları yerden birden canlanıverirler. Hiç gevezelik etmeden sessizce dirilirler. Onlara sevgiyle dokunmanızı usulca beklerler. Baştacı, gözağrısı olmaya razı, binlerce notayla çalınmayı bekleyen eserler. Evrende pusu kurmuş, sizi kıskıvrak kavrayıp esir alan, bir ömür boyu çalmakla bitiremeyeceğiniz eserler.”

“Yine topladım notaları bahçeden… Kimi kırmızı, kimi yeşil… Parmaklarımın ucundaki dilim… Kulağımdaki kalbim… Bazen sol ele geçer, eritir sağ eli. Bazen sağ ele geçer ateşi… Kendi ışıklarıyla aydınlanan notalar…”

“Erişmek istediğiniz mükemmellikte performansa anında ulaşamamanın üzüntüsü ona olan arzu ve özleminizi gölgelemezse yolumuz hep açık olur.”

“Piyanoyla başbaşa kaldığım an, bir önceki birlikteliğimizde kaldığım yerden devam ediyorum, kavuşmanın sevinci, sırdaşlığın heyecanıyla…”

“Başkalarının büyüklüğü kendi konumumuza göre değişir. Değişmeyen, müzigin konumu.”

“Tekrarladığınız notalar içinizde dalga dalga büyüdükçe güzelleşir, sahibi olduğunuz bir hazineye dönüşür.”

“Olmak istediğiniz yerde, varmak istediğiniz düzeyde, hissedebildiğiniz, görebildiğiniz, duyabildiğiniz, dokunabildiginiz herşeyin birleştiği bir dünyanın varlığını hayal ettiğimiz sürece gerçeğe dönüştürmek elimizde…”

“Çalacağınız eserin size yakışması, ona tutkuyla yaklaşıp sevgiyle kucaklamanıza bağlıdır.”

“Araştırma ve merak her icrada yapabildiğinizin daha güzeline ulaşmanıza zemin hazırlar.”

“Bir eserin konserde yorumlayabilecek kıvama gelmesi için, zorlamadan mimarisinin kendi kendine nefes alabilmesi gerekir.”

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s