Günümüzün Son Carmen’i Elîna Garanča’nın Albümü “Habanera”

Latviyalı mezzo soprano Elîna Garanča, “Günümüzün Son Carmen’i” olarak adlandırılıyor. Riga, Londra, Münih ve ardından da New York Met’deki “Carmen” başarısı bu nitelemenin nedeni.

Sanatçı, “Carmen” ile yakaladığı başarıyı Ekim 2010’da kaydettiği “Habanera” isimli albümüyle de devam ettiriyor. İngiliz Guardian’dan Tim Ashley, albümü “İspanya hakkında şarkılar ve aryalara çingene şarkılarının da eklendiği bir antoloji” sözleriyle tanıtırken ünlü ’Gramophone dergisi, “Habanera”yı Ekim 2010 sayısında “Editor’s Choice” kategorisine dahil ediyor. Dergi, Elîna Garanča’nın sesini ipeksi, arzu dolu ama aynı zamanda olgun bir ses olarak tasvir ediyor.

Elîna Garanča’nın albümünde “Carmen” soloları zevkle dinleniyor. “Carmen”de sanatçıya “Don Jose” olarak Roberto Alagna eşlik etmekte. Albümde Bizet’nin Habanera’sı iki ayrı versiyonuyla yer alıyor. Pek çok kişi Habanera’nın ilk versiyonunu bilmeyebilir; çünkü, bu ilk versiyonu Bizet daha sonra şu an bildiğimiz versiyonla değiştirmiş. Elîna Garanča, bu konuda şunları söylüyor: ”Ben o ilk aryaya bayılıyorum. Her iki versiyonu aynı albümde duymanın ilginç olacağını düşündüm. İkisi birbirinden çok farklı. Bu fark, ilginç ve şaşırtıcı”.

Albümün kitapçığında bulunan bir söyleşide Elîna Garanča’nın, Carmen’i nasıl algıladığı sorusuna verdiği yanıtlar albümü dinlerken bize ışık tutabilir: “Carmen’i tanımlamak çok zor. Her yönetmen Carmen’e farklı açıdan bakar. Bu nedenle daha toleranslı olmalıyız. Carmen’de daha fazla cinsellik ve şiddet olabilir; özgürlük ya da umutsuzluk; kadere boyun eğme ya da tersi. Benim için ise Carmen, kesinlikle, anını yaşayan özgür bir ruh. Seyirciye Carmen ile ilgili bu farklı duyguları yaşatabilmeliyiz. Carmen’i sevmeli, ondan nefret etmeli, onun için üzülmeli, onu bir çocukmuş gibi kucaklayıp ona “Yarın herşeyin çok daha iyi olacak” diyebilmeliyiz”.

Elîna Garanča, Carmen sololarındaki farklılıklara da şu açıklamayı getiriyor: “Evet, bu doğru. Arzulu, parlak ya da karanlık bir atmosfer yaratmalısınız; bu prodüksiyonla ilgili bir şey. Carmen’in cinselliği, genelde, sahnede insanların ona nasıl yaklaştığına bağlıdır.”

Elîna Garanča’nın albümünde Chapi, Barbieri ve Luna gibi bestecilerin yazdığı, İspanyol operetleri, yani “zarzuela”lardan seçmeler var. Bu eserler İspanyolca konuşulan ülkelerde çok bilinen ama diğer yerlerde fazla tanıdık olmayan eserler. BBC Music Magazine’e gore, Elîna Garanča, bu eserleri ruhumuza dokunabilen ve ikna edici bir şekilde seslendirmiş. Sanatçının bu eserlerle ilgili açıklaması şöyle: “Zarzuela, İspanyol tarzı operetlere deniyor. Bunlar fazla önemsenmiyor ama bence Alman operetleri kadar önemli çünkü icraları oldukça zor. Zor bir tür. Bu eserlerin içindeki flamenko etkisini çok seviyorum. Konserlerimde, bu eserlerin seyirciye çok güzel hitap edebildiğini gözlemledim”.

Elîna Garanča’nın İspanyol operetleriyle tanışması Cebelitarıklı eşi yoluyla olmuş. Repertuarında özellikle “El barquillero”yu çok sevdiğini söyleyen sanatçı, bu eserdeki “Seven bir kadını nasıl kontrol edebilrsin ki!” sözlerini çok anlamlı bulduğunu; bunun hayatın ta kendisi olduğuna inandığını söylüyor.

Deutsche Grammophon etiketiyle çıkan “Habanera”da, Falla, Obradors ve Montsalvatge gibi bestecilerinin imzasını taşıyan İspanyol şarkıları dinleyicileri etkileyebilecek türden. Bunların ilk ikisinde gitarist Jose Maria Gallardo del Rey, Garanča’ya eşlik ediyor: “Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak Obradors, Falla, Serrano ve diğer bestecilerin eserlerini evimizde duyarak büyüdüm. Bu eserler çocukluğumdan beri benimle birlikteler. Flamenkoya bayılırım; bunların icra edildiği tavernalara sıklıkla giderim. Falla şarkılarına gitarın büyük karakter kazandırdığına inanıyorum.”

Elîna Garanča, albümde Lehar’ın “Zigeunerliebe”sinden de bir bölüm seslendirmiş: “Avusturya’da 6 yıl yaşamış biri olarak Alman operetleri konusunda bilgi sahibi olduğumu söylemeliyim. Resitallerimin sonunda ne zaman bu eseri söylesem seyirciler de ayaklarıyla tempo tutarlar; harika bir eser. Söylemesi hiç kolay değil, ama eski Sovyetlerden gelmiş bir santaçı olarak, melankolik özellikleri müziğe yansıtmayı bildiğime inanıyorum”.

Önceki yıllarda New Age sanatçıcı Enya’dan da dinlediğimiz, İrlandalı besteci Michael William Balfe’nin “The Bohemian Girl’ünden “I deamt I dwelt in marble halls”u Garanča’nın sesinden dinlediğimizde etkilenmemek elde değil. Zaten kendisi de bu eseri çok sevdiğini söylüyor: “Nefis bir melodisi var. Bir bardak şarap ve mum ışığında dinlenebilecek parçalardan biri. Bunu söylerken, hep, o çingeneler tarafından kaçırılan kızın neler hissettiğini düşünürüm”.

Besteci seçimi konusunda eklektik bir yaklaşımı olan albümde Bernstein’in “Candide” yapıtından “I am easily assimilated” (Old Lady’s Tango) da bulunuyor: “Bu eseri söylemek için fazlaca genç görülebilirim. Ama bunu söylemek çok zevkli. Opera sanatçısı olmadan önce hep bir müzikal şarkıcısı olmayı düşlemiştim”.

Latviyalı mezzo soprano Elîna Garanča’nın Deutsche Grammophon’dan çıkan 2010 yılı albümü “Habanera” keyifli, etkileyici bir albüm. Onu ilk kez dinleyecekler için de güzel bir seçim. (Elîna Garanča’nın tanıtım videosunu izleyin / Canlı performans izleyin)

Not: Yukarıdaki yazıda BBC Music Magazine ve “Habanera” albüm kitapçığından yararlanılmıştır.

Ali Nihat Eken, İstanbul, Şubat 2011

Bu yazı Klasik Müzik, Klasik Müzik Albümleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s