Gülsin Onay’dan Rachmaninoff’un 3. Piyano Konçertosu

Gülsin Onay, 14 Şubat 2011'de Köln Filarmoni Salonunda, Odessa Filarmoni Orkestrası eşliğinde Rach 3 çalmış ve ayakta alkışlanmıştı.

Rachmaninoff’un 3. Piyano konçertosu, daha ilk temasının giriş notalarından itibaren beni yakalayıp kendi okyanusuna çeker. O okyanusta ben en küçük balıktan en büyüğüne kadar, korallerden, incilere, fırtınadan sakin denize, her damlayı her canlıyı sonsuza dek yaşamak isterim…
(Gülsin ONAY,
“Blogda Hayat” için)

Değerli piyanistimiz Gülsin Onay’ın bu sözleri, Rus besteci Rachmaninoff’un eserindeki görkemi öylesine güzel anlatıyor ki! İlk anında dinleyeni yakalayabilen, finaline kadar onu kıskıvrak içinde tutan, binbir türlü duyguyu, güzelliği, karanlığı, aydınlığı zihinlerde resmeden, piyanistik açıdan zor ve müzikal anlamda karmaşık, bu etkileyici devasa konçerto, Gülsin Onay’ın da yorum gücüyle daha da bir anlam ve derinlik kazanıyor. Eseri, Lila Müzik tarafından 2007 yılında piyasaya sunulan CD’den dinlerken, sanatçımızın “okyanusun” içindeki güzellikleri nasıl tek tek duyumsadığına şahit oluyoruz. Onay’ın bu CD’deki Rachmaninoff 3 yorumu için Avusturyalı müzik eleştirmeni Peter Cosse, “Bugüne kadar yaşadığım en heyecan verici 45 dakikadan biriydi” değerlendirmesini yapıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“Gülsin Onay – duyarlı bir kesinliğe, zekice bir parıltıya ve gerekli yerlerde akor hakimiyetine sahip bir Rachmaninov yorumcusu. Bunların üzerinde ise; re minör Piyano Konçertosunun (op.30) son derece ““semplice”” olan başlangıcından itibaren ayrıntılara sevgiyle adanmış bir atmosfer yaratan ve aynı zamanda eserin devamı için enerjik bir duygu gösteren dişil-eril bir insanlık hüküm sürüyor, daha da ötesi süzülüyor. Bence Gülsin Onay, bu devasa olduğu kadar içtenlikli konçertoyu, bir sonraki bölümde yer alan önemli ve tehlikeli dağ silsilesini tırmanabilmek için, en hassas şeyleri bile maharetli parmaklarına neredeyse gülümsercesine emanet etme yeteneğine sahip ve tutkulu bir sanatçı tavrıyla ele aldı. Re minörün ““sinematografik”” finalinin bu kadar tutkulu, ritmik açıdan bu kadar patlamalarla dolu ve aynı zamanda bu kadar aydınlatıcı bir şekilde ““cantabile”” çalındığına, hatta yaşandığına çok ender şahit olmuşumdur. Karanlık ve aydınlık, yumuşaklık ve sertlik hakkında, hem doğrudan hem de dolaylı bir ışıklandırma dengesi altında kusursuz ve açık bir biçimde anlatılmış bir ”öykü”nün müzikal sonu olan bu bölüm ancak hayal gücü yüksek, mükemmel bir piyanist tarafından böyle anlatılabilirdi.”

***

Sıklıkla dinlediğim bu Gülsin Onay CD’si, en son, soğuk bir İstanbul kış akşamında, göl kenarında yaptığım “bir konçertoluk yürüyüş”ümde bana eşlik etti. Hava buz gibiydi; soğuk adeta yüzümü çiziyordu; yerler ıslak ve kaygandı, yürümekte zorlandığımı hissettim. Oysa, Emil Tabakov’un yönettiği Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde Gülsin Onay, Rachmaninoff’un o kocaman ellerini kullanarak (bir karışı 30 cm geliyordu) yazdığı bu zor eserin içindeki dehlizlerde nasıl kolayca yolunu buluyor ya da Peter Cosse’nin de yukarıdaki değerlendirmesinde ifade ettiği üzere “dağ silsilesini” nasıl da ustaca tırmanıyordu. Eserdeki enerji yüklü anlarda hep o piyanonun tuşlarındaki “sanatçı parmakları” canlanıyordu zihnimde; nasıl oluyordu da bir an bile pes etmiyordu bu parmaklar? Ya da o fırtına öncesi, sonrası yumuşacık anlarda nasıl oluyordu da farklı bir ruh haline geçiş yapabiliyorlardı? Ellerimi sık sık iPod’umun kulaklıklarına götürüp onları daha da kulağıma doğru bastırıyor; sanatçının ve müziğin evrensel gücünü daha iyi anlayabiliyordum.

***

Gülsin Onay’ın albümündeki Rachmaninoff 3 yorumu, sanatçımızın 3 Nisan 2005 tarihinde Ankara’da Bilkent Senfoni Orkestrası ile gerçekleştirdiği konserin canlı kaydı. Konser, Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın 90. yaşgünü dolayısıyla düzenlenmiş. (Aynı CD’de Gülsin Onay, Tchaikovsky’nin 1. Piyano Konçertosu kaydı da mevcut. Onay’ın bu kaydını daha önce sizlere tanıtmıştım)

20. yüzyılın en büyük piyanisti olarak anılan Sergei Rachmaninoff (1873-1943), Geç Romantik dönemin son bestecisidir. Günde 16 saat pratik yaptığı yazılmaktadır. Besteci eserlerinin büyük bir kısmını Rusya’yı terketmeden önce yani 1917 Devrimi’nden önce yazmıştır. Rachmaninoff, 1. piyano konçertosunu daha öğrenciyken yaratamış, “Aleko” isimli operası Tchaikovsky’nin hayranlığını ve övgüsünü kazanmıştır. Ancak, sarhoş olduğu rivayet edilen Glazunov’un yönetiminde ilk kez seslendirilen 1. Senfonisi’nin aldığı olumsuz tepkiler, Rachmaninoff’un üç yıl boyunca bestecilikten uzak durmasına ve orkestra şefliğine yönelmesine neden olmuştur. Ancak, daha sonra aynı zaman da bir müzisyen de olan hipnoterapist Nikolai Dahl, Rachmaninoff’u yeniden besteciliğe dönmeye ikna etmiştir. Bu geri dönüşün ardından ortaya çıkan 2. Piyano Konçertosu, bestecinin en önemli yapıtlarından olmuştur.

Shine'da Rachmaninoff 3... ya da "Rocky 3". Eser, filmde adeta ana karakterlerden biriydi.

1917 Rus Devrimi sırasında ülkesinden İskandinavya’ya kaçmak zorunda kalan Racmaninoff, 25 yıl boyunca Amerika ve Avrupa’da turnelere çıkmış ve çalışmış; hiç bir zaman ülkesine dönememiştir. Bestecinin eserlerindeki ağır melankolide vatan hasretinin izlerini bulmak mümkündür. Devrim sonrasında Rachmaninoff’un eserleri “burjuva müziği” diye nitelendirilip aşağılanmıştır.  Hatta, 1931 yılında, “The Bells” isimli yapıtı Rachmaninoff’un Sovyet Rusya’nın bir düşmanı olduğu ibaresiyle resmen yasaklanmıştır.  Amerikan vatandaşlığına geçtikten çok kısa süre sonra, 28 Mart 1943’te 69 yaşında Beverly Hills’deki evinde kanserden ölmüştür. Rachmaninoff’un 3. piyano konçertosu, 1996 yılında Scott Hicks’in yönettiği “Shine” isimli filmle popülaritesini daha da arttırmıştır.

Bunu biliyor muydunuz? Ağustos 2010 tarihli sayısında BBC Music Magazine, 100 konser piyanisti arasında bir anket yaparak “Yaşayan En Büyük 20 Piyanist”i belirlemişti. Seçici kurulda Leif Ove Andsnes, Vladimir Ashkenazy, İdil Biret, Jonathan Biss, David Helfgott, Lara Ömeroğlu, Angela Hewitt gibi isimler bulunuyordu. Bu sanatçıların verdiği oylar sonucu “Rachmaninoff” 1. sırada yer aldı. Diğer iki isim şöyle: 2) Arthur Rubinstein 3) Vladimir Horowitz.

Bunları hatırlayalım:
* Gülsin Onay’ın “Gülsin Onay in Recital” isimli son müzik DVD’si 1 Mart 2011’de ABD’de satışa çıkmıştır. DVD, Onay’ın 12 Mayıs 2008’de Miami, Lincoln Theatre’da verdiği konser kaydını içermektedir. Resitalde Gülsin Onay, Schumann, Mendelssohn, Chopin, Debussy, Elgar, Saygun, Bach-Busoni imzalı eserleri icra etmektedir. DVD’yi Amazon üzerinden alabilirsiniz.
* Gülsin Onay UNICEF yararına 1986 yılında, Ulusal Aşı Kampanyasını desteklemek için çalışmalar yapmış, çeşitli resitaller vermiştir ve 2003 yılında UNICEF tarafından “İyi Niyet Elçisi” seçilmiştir.
* Gülsin Onay’ı Polonya Hükümeti Chopin yorumları nedeniyle Devlet Nişanı ile onurlandırmıştır. Onay’ın Chopin CD’si Lila Müzik tarafından yayınlanmıştır.
*Dünyaca ünlü piyanistimiz Muhiddin Dürrüoğlu-Demiriz, “Bosphorus” isimli bestesini Gülsin Onay’a ithaf etmiştir.

Gülsin Onay, Ocak 2011'de Jose Serebrier yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde Haçaturyan ve Erkin konçertolarını kaydetmiştir.

Bu yazı Gülsin Onay, Klasik Müzik içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s