Emre Elivar’ın “Schubert ve Schumann” Albümü

Uluslararası piyanistimiz Emre Elivar’ın 2009 yılında “Sony Classical Music Almanya-KulturRadio” projesi olarak, müzik tutkunlarına sunulan “Schubert ve Schumann” albümü, müzik arşivlerimizde bulundurmamız gereken gurur verici bir çalışma.

Albümün çok önemli bir firma tarafından yurt dışında yayınlanarak uluslararası eleştirmenlerden olumlu tepkiler alması, Romantik döneme ait piyano yapıtlarının çok güzel örneklerini içermesi ve elbette, bu eserlerin Emre Elivar’ın usta yorumlarıyla hayat bulması, “Schubert/Schumann”a kayıtsız kalamayacağımızı gösteriyor.

Albüm için Emre Elivar’ın belirlediği programda Avusturyalı besteci Franz Schubert’ın (1797-1828) “D. 946 Üç Piyano Parçası” ve Alman besteci Robert Schumann’ın (1810-1856) “Op. 13 Senfonik Etüdler”i bulunuyor.

Albümdeki repertuarın belirlenme sürecini Emre Elivar’ın “Blogda Hayat”a yaptığı açıklamadan öğrenelim: “Sony romantik repertuar içeren bir kayıt fikrini benimle paylaştığında, ilk aklıma gelen eser Schumann Senfonik Etüdler oldu. Uzun bir zaman dilimi içinde farklı süreçlerde defalarca uğraştığım bu eserin Schumann’ın özellikle erken dönem piyano müziği içindeki önemi ve ağırlığı, bu seçimdeki en belirleyici unsur oldu. Bu esere oluşturacağı kontrast dolayısıyla ve maalesef ziyadesiyle az kaydedilmiş ve konser programlarında görece ender yer alan bir eser olması hasebiyle, renk ve karakter zenginliği açısından Schubert müzigini son derece iyi ortaya koyan 3 Piyano Parçası’nın da bu kayıtta bulunmasını istedim. Özetle, küçük formların – impromptu/varyasyon – birleşiminden oluşan bu iki eserin, bestecilerinin karakteristik özellikleri yanında piyanistin de kendi özelliklerini geniş ölçüde sergileyebileceği bir repertuar olduğunu düşünüyorum.”

Albümü “Andante” dergisine değerlendiren Feyzi Erçin, Elivar’ın Schubert icrası konusunda şu ifadeleri kullanıyor: “Elivar için Schubert, lirik ve “güzel” değil sadece. Onun ilgisini çeken şeyler, müzikteki tedirginlik, senkoplar, zaman değişikliklerinin müziğe yansıması, baslarla tizler arasındaki farklar… Ölmesine birkaç ay kalmış genç bir bestecinin iç dünyasındaki tüm trajedi okunabiliyor Elivar’ın yorumunda.” Albümün ikinci bölümünü oluşturan Schumann’ın “Senfonik Etüdleri” ise piyano edebiyatı içinde çalınması en zor yapıtlarından biri olarak kabul edilmekte. Ancak, Emre Elivar bir virtüöz olarak yapıtın içindeki birbirleriyle çelişen duyguları zarif bir şekilde dinleyicisine yansıtıyor.

Albümle ilgili bir yorum da Almanya Kulturradio’dan Ulrike Klobes’ye ait. Klobes, Elivar’ın “Schubetr/Schumann” çalışmasını “Büyük ümitler veren bir piyanistten muhteşem bir albüm ” sözleriyle övüyor ve Elivar’ın icrasının “katıksız; saf bir dinleme zevki” sunduğunu yazıyor. Eleştirmen yazısında güzel bir tesadüfden de bahsetmekte: Schubert, albümde yer alan eseri yazarken 31 yaşındaymış; Elivar da albümü kaydederken aynı yaştaymış.

Piyanistimiz Emre Elivar için “düşünen yorumcu” nitelemesi sıklıkla kullanılıyor. Örneğin, Can Denizci’nin Elivar ile yaptığı bir söyleşiye Radikal’deki köşesinde (01/07/2008)  atıfta bulunan Serhan Bali, Elivar için “seslendireceği yapıtları en ufak detayına varana dek irdelemiş, özümsemiş ve kendi özgün tarzını bulmuş” bir piyanist diyor. Andante’den Feyzi Erçin de Elivar’ı “düşünen ve arayan bir müzisyen” olarak niteledikten sonra albümdeki Schubert ve Schumann yorumlarına gönderme yaparak şöyle yazıyor: “Bilinçli yaptığı bazı tercihler tartışmaya açıksa da, müzisyenliği ve yaratıcılığı apaçık ortada.”

Bunları biliyor musunuz?

* Berlin’de yaşayan piyanistimiz Emre Elivar, 1976 Ankara doğumlu. Piyano eğitimine beş yaşında başlamış. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Ana Sanat Dalı bölümünü sınıf atlayarak birincilikle bitirinceye kadar Prof. Kamuran Gündemir ile çalışmış; mezuniyet olduktan sonra en önemli Alman devlet bursu DAAD’ı (Alman Akademilerarası Değişim Bursu) kazanmış, 1996 yılı Ekim ayında Dresden Carl Maria von Weber Müzik Akademisi’nde Prof. Peter Rösel ile çalışmalarını sürdürmüş. Ocak 1999’da yüksek lisansını birincilikle tamamlamış. Aynı akademide başladığı virtüözite doktorasını 1999 Ekim’nden itibaren Berlin Hanns Eisler Müzik Akademisi’nde Prof. Georg Sava ile sürdüren sanatçı, bu eğitimini Şubat 2005’te seksen yıllık okul tarihinin en iyi derecesini alarak birincilikle tamamlamış.

* Emre Elivar’ın kariyeri çeşitli uluslararası piyano yarışmalarında kazandığı ödüllerle de dolu: Bunların en önemlileri arasında üç büyük ödül aldığı Uluslararası Bremen Piyano Yarışması (1999), bronz madalya kazandığı Cidado do Porto (1999) ve World Piano Competition (2000) yarışmaları, Steinway Ödülü (2001), Arthur-Schnabel Ödülü (2002) ve birincilik aldığı Vendôme-Prize Piyano Yarışması (2003).

* Emre Elivar 2005 yılında piyanist Özgür Aydın’la hazırladığı projede, Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında J.S. Bach’ın her birinde 24’er prelüd ve fügün yer aldığı iki defterden oluşan “İyi Düzenlenmiş Klavye” adlı yapıtının birinci defterini üstlenerek üç saatlik bir resitalde eserin Türkiye’deki ilk seslendirilişini gerçekleştirmiş.

* Emre Elivar’ın Necil Kazım Akses’in piyano yapıtlarından oluşan CD’si Cord Aria firması tarafından yayımlanmış.

* Piyanistimizin Haziran 2010’da Schumann’ın doğumunun 200. yılı şerefine verdiği ve büyük bestecinin iki büyük sonatını kapsayan resitali, Avrupa Radyo Yayıncılığı Birliği (European Broadcast Union) üyesi 50’yi aşkın radyo tarafından canlı olarak yayınlanmış.

* Üstün Akmen, 2009 yılında Evrensel’de çıkan bir konser değerlendirmesinde Emre Elivar için şunları yazmıştır: “Robert Schumann’a “romantiklerin en romantiği” dendiğini bilirdim, o romantikliğe kaç kere de tanıklık etmiştim, ama o gece Emre Elivar’ın romantizmin tüm öğelerini duyurmasıyla tüyüm tüsüm dineldi. Schumann’ın özel dünyasındaki iniş çıkışları, Clara’ya olan tutkulu aşkını gözlemledim. Kendini Ren nehrine atmasından, akıl hastanesindeki acıklı ölümüne kadar, bir romantik sanatçının tüm özelliklerini Emre Elivar’ın transandantal (aşkınsal, yani sınırlarda olan karşılığı olarak kullanıyorum) tekniğinde, çevikliğinde, yumuşaklığında, esnekliğinde gözlerimin önüne getirip seyrettim… Schumann’ın zihinsel hastalığından, hastalığının tüm o psikolojik iniş çıkışlarından ne de çok etkilendiğini düşündüm. Emre Elivar’ın tuşelerinde, sarsılmış dengenin insanda yarattığı korkuyu tüm yönleriyle sezdim. Elivar, eserin polifonisinin (çoksesliliğinin) zenginliğine katkılar sağladı, katkılar sağlarken içimi dağladı.”

* Emre Elivar’ın “Schubert/Schumann” CD’sini Amazon üzerinden satın almak için tıklayınız.

* Emre Elivar’ın “Schubert-Schumann” albümü akademik bir çalışmaya da konu olmuş. Avusturya’daki Graz Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde okuyan İklim Tamkan, 2009 yılında hammerklavier dersinde “yorumlama teknikleri/farklılıkları semineri” için hazırladığı bir projede, Emre Elivar’ın “Schubert-Schumann” CD’sindeki “Schubert Üç Piyano Parçası” icrası ile Claudio Arrau’nun aynı eseri icrası arasında dikkat çeken bir karşılaştırma yapmış. Bu karşılaştırmaya geçmeden önce İklim Tamkan’ı tanımak da yarar var: İklim Tamkan’ın müzik eğitimi, Hacettepe Ankara Devlet Konservatuvarı’nda İlhan Baran ve Güherdal Çakırsoy ile başlayıp İzmir Devlet Konservatuvarı’nda devam etmiş. Ardından Viyana’ya geçen İklim Tamkan, orada bir yıl eğitimine devam ettikten sonra Graz (Avusturya) Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’ne kabul edilmiş. Tamkan, piyano (solistlik+ piyano pedagoji) ve klavsen (solistlik) bölümünde okuyor. Tamkan, klavsene olan merakı ve ilgisinden dolayı dolayı piyanodan biraz uzaklaştığını ve daha çok “erken dönem” icra etmeyi sevdiğini, tercih ettiğini, klavsenin ise her şeyiyle onun için çok daha cazip ve sürükleyici olduğunu söylüyor. Tamkan’ın arzusu Scola Cantorum Basel‘da; sadece “eski müzik” eğitimi veren bir üniversitede okuyarak bu alanda profesyonelleşmek, ustalaşmak. İklim Tamkan’a başarılar diliyor ve çalışmasının bir özetini kendi kaleminden aşağıda yayınlıyoruz; bu yazının müzik dinleme tecrübelerimize derinlik katacağını bilmek sevindirici:

“Arrau’nun Schubert Üç Piyano Parçası kaydı, hem yer yer üstün bir ustalık içeren ve hem de büyük üstadların zaman zaman nasıl radikal, nasıl uç yorumlar sergileyebildiklerini gösteren bir belge benim için. Ancak Schubert müziğini ilk defa dinleyen ve kavramak için çaba sarf eden insanların bu kaydı referans alması pek uygun olmaz kanaatimce. Bunun da ötesinde, bu kaydı müzik dünyasında gerçekten muazzam bir yere sahip olan Arrau’nun yorum anlayışı konusunda da referans addetmek, benim açımdan hakikaten affedilemez bir günah olur; zira belirtmeliyim ki, usta müzisyenliği ve derinliğinin yanı sıra yorumlarındaki özel incelik, günümüzde ne yazik ki çok az sayıda icracının sahip olduğu “raffinement”, benim Arrau’ya duyduğum hayranlığın en belirleyici ögesi. Bu açıdan bakıldığında bu kayıt, Arrau’nun engin külliyati içinde bir istisna teşkil etmekte. Elbette ustalığını ve derinliğini cok etkileyici şekilde sergilediği anlar mevcut bu kayıtta, ama insan elinde olmadan soruyor kendi kendine, “Neden bu etkileyici anlar bu denli ender?” diye.

Schubert’in zamanında yaşamadım, o devrin müzik zevki konusunda canlı bir tanıklık yapma şansım da yok; ama genel ölçekte kabul gören yargılar eşliğinde ve dinlediğim kayıtlar/yorumlar neticesinde Emre Elivar’in kaydını, Schubert müziğindeki rafineliği ve inceliği göz önünde bulundurduğumda, bu müziğin özüne çok daha uygun buluyorum. Her notaya verdigi önem ve koyduğu anlam, tını dünyasının zenginliği, vurucu kontrastları ve eseri kavrayış biçimi, Elivar’in ne denli özenli ve sağlam bir konsepte sahip oldugunun göstergeleri. Bu yorumun belki de en belirleyici özelliği şu: Esasen son derece kişisel ve fakat fazlasıyla ikna edici tını zenginliğini ve eserin genel kavranışını, Schubert’i ve metne bağlılığı asla göz ardı etmeden ve dahi üstada saygıyı ve isteklerine bağlılığı asla elden bırakmadan sunabilmiş olması; kısaca söylemek gerekirse, kendi kişisel yorumunu Schubert’in önüne geçerek değil, bizzat O’nunla beraber oluşturmuş olması.

Son olarak şunu belirtmek isterim ki, müziği algılayışlarını birbirine çok yakın/benzer bulduğum bu iki piyanistin, bir eserin kavranması ve yorumlanması sürecinde birbirlerinden bu kadar uzaklaşmış olmalarını gözlemlemek, benim için hakikaten çok şaşırtıcı bir tecrübe oldu.” [İklim Tamkan’ın değerlendirmesinin tamamı burada]

[Piyanistimiz Emre Elivar’ın özgeçmiş bilgileri, internet sitesi ve BİFO konser kitapçığından derlenmiştir]

Emre Elivar Konser Anı - Fotoğraf: Emre Ünlenen

Bu yazı Klasik Müzik içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s