Beyazperdede Göçmen İşçiler: Fassbinder’den “Fear Eats The Soul”

Fassbinder’in Fear eats the soul‘u Alman sinemasında göçmen işçileri ele alan filmlere önderlik yapan bir çalışma olarak kabul edilmekte (Leaman, 2001). Yönetmenin, bundan önce 1969 yılında çektiği Katzelmacher de bu kategoride sayılıyor. GerekKatzelmacher, gerekse Fear eats the soul‘da yönetmen, izleyicilerine göçmenlere karşı oluşan tavırların incelemesini sunmaktadır.

1970li yıllar Almanyasında geçen Fear eats the soul, temizlik işçisi Emmi ve Faslı göçmen Ali’nin imkansız ilişkilerini merkezine almaktadır. Yağmurdan korunmak amacıyla bir bara sığınan Emmi, burada Ali ile karşılaşır; ona aşık olur ve kısa süre içinde evlenirler. Bu iki karakterin birbirleriyle karşılaştıkları anda en önemli ortak yanları yalnızlıklarıdır.

Fassbinder, Emmi ve Ali’nin beraberliklerini ırkçılık ve samimiyetsizlik fonu üzerine oturtarak inceler. Emmi, Ali ile birlikte olmaya başladığı andan itibaren çevresi tarafından dışlanır. Evlenmeye karar verdiğinde bu dışlanmışlık; “öteki” olma durumu daha da derinleşir. Sadece arkadaşları değil Emmi’nin ailesi de buna ırkçı bir perspektiften yaklaşır. Filmin bir karesinde Ali, Emmi’ye “Neden ağlıyorsun?” diye sorduğunda Emmi’nin cevabı şöyle olur: “Çünkü bir yandan çok mutluyum; diğer yandan da bunlara dayanamıyorum. Bize yönelen nefrete tahammül edemiyorum. Bazen, sadece bu dünyada sen ve ben olalım istiyorum.” Bu kısa diyalog, toplumun ön yargılarını yalın bir biçimde ifade etmeye yetiyor; buz gibi soğuk bir savaş sonrası Alman toplumu, sevgiyi boğmaktadır.

Emmi ve Ali’nin yaşadığı ırkçı toplum aynı zamanda iki yüzlü. Bir yandan Emmi ve Ali’nin beraberliğini kabullenemezler, diğer yandan gizliden gizliye (bazen de açıktan açığa) Ali’yi bir arzu nesnesi olarak görürler. Fassbinder’in kamerası zaman zaman Ali’yi bütün çıplaklığıyla göstermekten geri durmaz. Hatta, günümüzde pek çok yönetmenin kadınlarla sınırladığı önden çıplak görüntü (frontal nudity) Fassbinder’in Ali’nin görüntüsünün perdeye yansıtarak kuralları değiştirir, Ali’nin vücudunu seyircinin bakışına sunar. Ayrıca, Elli’nin evinde Elli’nin arkadaşlarının Ali’nin vücüduna dokundukları sahne Ali’nin bir arzu nesnesi olarak algılandığının bir diğer örneğidir.

Fassbinder’in kamerası Emmi ve Ali arasındaki ilişkiyi anlatırken özel bir dil kullanır. Fassbinder, ilk başlarda seyirciye geniş açılar sunar. Ancak, ilişkideki yoğunluk arttıkça kameranın Emmi ve Ali’yi kaydetme açısı daralır. Bu hem kurdukları ilişkinin daha kolay anlaşılmasını sağlar; hem de bu özel dünyanın, dış dünyanın soğukluğu ve nefretiyle kıstrılmışlığı hissettirir. Fassbinder, Emmi ve Ali’yi defalarca kapı aralıklarında, önlerinde, merdivenlerde gösterir.

Film boyunca Emmi ve Ali’nin toplum tarafından izlendiğini Fassbinder kendini özgü tarzıyla anlatır. Filmin daha ilk başında Faslı işçilerin gittiği barda Emmi ve Ali’nin karşılaşması barın sahibi kadın ve diğerleri tarafından izlenir; dans etmeleri de. Bir kafenin bahçesinde oturup konuştukları anda bile özel konuşmaları orada bulunan çalışanların “bakışına” maruz kalır.

Bu ikili, sadece çevrelerindeki bakışın değil biz seyircilerin bakışları altında da ilişkilerini şekillendirmeye çalışırlar. Emmi’nin tatile çıkma fikrinin altında yatan neden ise anlaşılacağı üzere toplumun bu bakışından kurtulma arzusudur. Bu nedenle olsa gerek, Fassbinder bize Emmi ve Ali’nin tatillerini asla göstermez. Bu durumda şu sorular akla gelir: Fassbinder, seyircinin bakışına güvenmez mi? Fassbinder, seyircisine toplumun Emmi ve Ali üzerine çevrilmiş bakışını giydirdiği için mi böyle davranır? Toplumun Ali’ye bakma şekli, Ali’nin kendisinden bahsederken de ortaya çıkar. Ali, kendinden hiç bir zaman “ben” diye söz etmez; bunun yerine 3. tekil şahıs kullanır. Bu, bir anlamda onun, yaşadığı toplumda kimliksizliğini simgeler; toplumun, onun esas kimliğiyle ilgilenmediğini vurgular; toplumun bakış açısından değerlendirildiğinde bütün Arapların aynı çerçeve içinde algılandığının habercisi olur [Bu arada not düşmek de yarar var. Filmin ilk ismi “All Turks are called Ali / Her Türk Ali’dir” idi. Filmdeki Ali, Faslı bir göçmen işçi olmasına rağmen böyle bir ismin düşünülmüş olması son derece ilginçtir; toplumun göçmen işçilere birey olarak bakmadığının bir kanıtı olarak algılanabilir.]

Emmi ve Ali, evlendikten ve tatilden döndükten sonra çevrelerindeki insanların onlara karşı ilişkilerinde bir yumuşama gözlemlenir. Ancak, bunların temelinde maddi çıkarlar yatar. Örneğin, bakkal sahibi Emmi gibi bir müşteriyi kaçırmak istemediği için yumuşama eğilimleri gösterir. Aynı şekilde Emmi’nin oğlu da annesinden çocuğuna bakmasını isteyeceği için ilişkiyi kabullenmek durumunda kalır. Bu nedenle Emmi ve Ali’ye yönelen bakış aslında eskisinin aynısıdır; çünkü sahtedir.

Emmi, Ali’yi sevse de yaşadığı toplumun özelliklerinden tamamen arınmış değildir. Örneğin, Ali ondan kuskus pişirmesini istediğinde “Pişirmeyi bilmiyorum, biz Almanlar kuskus yemeyiz zaten” der. Bir başka sahnede de Emmi, arkadaşlarının Ali’yi bir arzu nesnesi olarak gördüklerinde onlara katılmaktan kendini alamaz. Tatilden döndükten ve toplum onları “kabullendikten” sonra Emmi’deki değişim Ali’yi bir süreliğine ondan uzaklaştırır. Filmin sonunda tekrar biraraya gelseler de Fassbinder, filmin finali için melodramıın gereğini yerine getirerek bir hastane odasını seçer; Ali, “göçmen hastalığına” yakalanmıştır. Bu, özellikle stresten doğan bir çeşit ülserdir.

Fassbinder, Fear eats the soul‘da, Douglas Sirk’in kendi filmlerinde yaptığı üzere, melodramın bütün özelliklerini kullanarak topluma, insan ilişkilerine dair çok ciddi konulardan bahsetmektedir. Fear eats the soul, Fassbinder’in diğer pek çok filmine göre izlenmesi daha kolay olan ama seyrcinin kazanımları açısından çok çok önemli bir filmdir.

Ali Nihat Eken, Mart 2011 İstanbul.

Bu yazı Film Okuryazarlığı içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s