Mariza’dan “Fado Tradicional”

Fado müziğinin tutkulu sesi, Portekiz’in kültürel ikonu, Mozambik doğumlu Mariza’nın 2010 yılında çıkardığı beşinci stüdyo albümü “Fado Tradicional”, sanatçının köklerine doğru yolculuk yaptığı bir çalışma. “Köklere yapılan yolculuk” tanımlaması sadece albümdeki şarkıların pek çoğunun geçmişten bugüne taşınması ile sınırlı değil. Bu şarkılar aynı zamanda Mariza’nın çocukluğunda ve gençliğinde, ailesinin Lizbon’daki restoranında çalındığını, söylendiğini duyduğu şarkılar. Yani bir anlamda Mariza’yı gençlik yıllarına geri götürme işlevi taşıyan bir “köklere dönüş” albümü. (Mariza, iki yaşında ailesiyle birlike Mozambik’ten Portekiz-Lizbon’a gelmiş ve orada fadonun çıkış yeri olarak anılan Mouraria semtine yerleşmiş)

Hatırlanacağı üzere, Fado’yu uluslararası platforma taşıyan Mariza, bir önceki albümü “Terra”da fado, flamenko ve Brezilya cazını, yanına trompet ve piyanoyu alıp müziğin evrenselliğini yakalayarak kaynaştırmıştı. “Fado Tradicional”de ise Mariza’nın güzel sesine sadece bir Portekiz gitarı, bir Fado akustik gitar ve bir akustik bas gitar eşlik ediyor. Yani, son derece yalın, ama bir o kadar da etkileyici. Mariza, bu albümünde, adından da anlaşılacağı üzere, sevenlerine geleneksel fadonun örneklerini, hem geçmişten gelen, hem de yeni örnekleriyle sunuyor; örneğin, yeni kuşak bestecilerden Sergio Damaso “Promoete, jura/Promise, swear” ve eskilerden Fado’nun kraliçesi Amalia Rodrigues “Ai esta pena de mim/Oh, this pain of me”. Albümde şiir sanatının büyük ismi Frederico De Brito’nun sözlerinin kullanıldığı “Rosa da Madragoa/Rose of Madragoa” isimli fado şarkısı da bulunuyor. Mariza’nın Artur Batalha ile yaptığı düet ise 14 şarkılık albümün ayrıcalıklı bir bölümü; Batalha’nın sesi iç titreten güzellikte.

Bilindiği üzere, Fado,  “Portekiz’in blues müziği” olarak nitelendiriliyor. Bu müziğin kökü aslında Afrikalı kölelere, Brezilya ve Afrika’ya giden denizcilere, denizcilerin arkasından söylenen şarkılara ya da ağıtlara dayanıyor. Mariza’nın Cumhuriyet Gazetesi’nden Esra Başıbüyük’e yaptığı açıklamalara göre bu müzik ilk başlarda bir çeşit “gazete” görevi görüyormuş. Nasıl mı? Yine Başıbüyük’ün röportajından, Mariza’nın sözlerinden öğrenelim: “İnsanlar şarkı söyleyerek haberleri ulaştırıyorlarmış. Sonra zaman içerisinde insanlar kendi hayatlarında gelişen olayları söylemeye başlamışlar. Bu yüzden fado, içerisinde birçok duyguyu taşıyor. Kıskançlık, ölüm, melankolizm, üzüntü, aşk, insana ait bütün duygular!.. Fado size dokunabilen bütün hisleri bir araya getiriyor. Sanki başlangıçta sadece Portekiz insanlarına aitmiş gibi düşünülebilir ama bence artık fado evrensel!”

Mariza’nın yukarıdaki ifadesi onun fadoyu bir müzik değil bir his olarak tanımladığı vurgusunu da içeriyor. Bu vurgunun geçerliliğinin en güzel kanıtı da Mariza’nın “Fado Tradicional”deki sesi ve performansı. Mariza, fado şarkılarında rastladığımız bütün duygu farklılıklarını sesini ustalık ve içtenlikle kullanarak onu dinleyenlere aktarıyor; şarkılar ve duygulara hayat veriyor.

Songlines’dan Nigel Williamson’a göre Mariza, bu albümüyle daha önce, çok önemli Fado sanatçılarıyla özdeşleşmiş şarkıları kendi artistik dokunuşuyla bugüne taşıyor ve bunu yaparken birinci sınıf bir “Fado Songbook” sunuyor bizlere… Mariza’yı “Fado Tradicional”de dinlemek lazım.

Bu yazı Fado içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s