Gülsin Onay, Habertürk TV Skala’nın Konuğu Oldu

Piyanistimiz  Gülsin Onay, dün akşam Habertürk TV’nin kültür-sanat programı “Skala”nın konuğuydu. Bedia Güzelce’nin sunduğu program Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun fuayesinden canlı yayınlandı. Onay’ın Chopin Nocturne’ü icra ederken çekilen görüntüleriyle başlayan programın açılış anonsunda Gülsin Onay, “Türkiye’nin ve dünyanın sayılı piyanistlerinden biri” sözleriyle tanıtıldı.

Onay’a yöneltilen ilk soru Ahmed Adnan Saygun’un nasıl bir hoca olduğu yönündeydi; yanıtı Onay’ın sözleriyle alalım: “Olağanüstü bir hoca, olağanüstü bir insandı. Onun öğrencisi olduğum için dünyadaki en şanslı insanlardan biriyim. Çok büyük bir besteci, dünyanın kabul ettiği bir besteci. İnanılmaz verimli; çok yönlü. Yazdığı eserlerin çeşitliliği… Ama ben onu ilk olarak besteci olarak tanımadım. Bir hoca olarak tanıdım.”

Gülsin Onay, programı sunan Bedia Güzelce’nin “Çok da küçüktünüz o zaman” sözlerinden sonra açıklamasını sürdürdü: “Gayet tabii. Harika çocuk olarak, yasa kapsamında iki sene yurt içinde yetiştirildim. Saygun ve Fenmen hocalarım oldu. Fenmen de olağanüstü bir hocaydı. Ne yazık ki besteleri olmadığı, fazla kayıtları da olmadığı için öne çıkmadı. Oysa, Ayla Erduran ile yaptığı yorumlar mükemmeldir. “Piyanistin Kitabı” isimli bir kitabı da vardır. Şimdi Fenmen’e geçtim gibi oldu ama sanki hep onu ihmal ediyormuşuz gibi geliyor bana; üzülüyorum. Yetiştirdiği öğrenciler şimdi Türkiye’nin en önemli piyanistleri. Onun doğumunun 100. yılında hepimizin toplanıp çok güzel bir şey yapması gerekiyor.”

Gülsin Onay, Mithat Fenmen’i böylesine içten ve hassas bir şekilde andıktan sonra sözü yine Saygun’a getirdi: “İki yıl boyunca onlar tarafından yetiştirilmeden önce Adnan Saygun’u bilmiyordum hiç… Ankara’ya geldiğimde küçücük bir çocuktum. Onlarla sınavda karşılaştım; hepsi birer abide gibiydi benim için. Ulvi Cemal Erkin de öyle. Onun ile çalışmayı çok istemiştim çünkü beni ilk o keşfetti; beni öğrencisi olarak almak istedi. Ama o dönem şöyle bir durum ortaya çıktı. Hüseyin Sermet ve ben aynı anda kazandık sınavı.Hüseyin Sermet, zaten Ferhunde hanımın öğrencisiydi. Onun için Ulvi bey onu aldı; Ferhunde hanım ile birlikte. Beni de Mithat Fenmen’e verdiler. O zaman çok üzülmüştüm. Sınava büyük bir istekle Ulvi Cemal Erkin ile çalışmak için hazırlanmıştım. Beni ilk o dinlemişti. Mimiklerini, cana yakın halini hiç unutmuyorum. O büyüklerin arasında, en çok onu sevmiştim. Adnan Saygun son derece mesafeli bir insandır. Duruşuyla… [gülerek] yani öyle hemen kucağına atlanacak bir “amca” değildi. Mithat bey çok tontondu.  7’sinden 7o’ine kadar herkesi kucaklayan bir yönü vardı”.

Gülsin Onay, Saygun’u ve o yılları, çocukluk perspektifinden bakarak anlatmaya devam etti: “Tabii önce anlayamadım böyle bir hocadan ne öğreneceğimi. Piyano da çalmıyordu, kalem kağıt beste yapıyordu. Sonradan onu çok iyi anladım. İlk derslerden itibaren çok büyük bir disipline soktu bizi… Hüseyin Sermet’i ve beni. İnanılmaz bir ders temposu. Armoni, kontrpuan ve orkestrasyon… daha 10 ya da 12 yaşındayız…”

Saygun ile o yıllarda yaşadığı deneyim piyanistimize,  bugün kendisini “Gülsin Onay” yapan çok önemli şeyler kazandırmış. Açıklamalarını, Habertürk TV’deki programdan öğrenmeye devam edelim: “İnsan ne kadar disipline girerse -bu şimdi yetişen gençler için de önemli- ne kadar genç yaşta, kilitlenir gibi kendisini sıkıya sokan bir rejime girerse o kadar hürriyetine kavuşur bir süre sonra. Attığı adımlar vardığı yerler ona yeni yollar açar ve önüne zengin bir dünya çıkar. Evet, bu başlarda son derece zor bir şey. Hele çocukken. Ama bunsuz hiç bir şey olmuyor. Bütün meslektaşlarımda da bunu görüyorum. Yani Saygun’un verdiği disiplini öyle bir baz olarak almışım ki daha sonra Paris’e gittiğimde her şey bana çocuk oyuncağı gibi geldi. Zaten onlar da bakınca “bu çocuk her şeyi halletmiş” dediler. 5 senelik solfej sınıfını 1 senede bitirdim. Armoni sınıfı öyle, kontrpıuan öyle, orkestrasyon öyle. … Bir de Saygun’un olağanüstü bir bilgi hazinesi vardı. Mevlana, Goethe… okumadığı şey kalmamıştı; bütün felsefeleri, bütün dinleri incelemiş. Bütün müziklerin alfabesini biliyor. Derya gibi bir insan. Benim şansım, onun her sözünden o kadar çok şey almış olmam…. hiç bir hazineye sığmaz … bende çok büyük bir etkisi oldu.”

Saygun’u da içine alan Türk besteciler konulu son zamanlarda yaşanan tartışmalarla ilgili soruya Gülsin Onay, kısa ve net bir yanıt verdi: “Vallahi bu tartışmalar beni hiç üzmedi. Çünkü ciddiye almadım doğrusu.”

Gülsin Onay, Princeton, Einstein'ın Evi ve Piyanosu Mart 18, 2011

Habertürk TV’deki “Skala” programında Gülsin Onay’a yöneltilen bir diğer soru da Einstein ile görüşen tek Türk, Onay’ın da dedesi olan Prof. Dr Kerim Erim ile ilgiliydi: “Dedenizin Einstein ile karşılaşması ailede konuşulur muydu?”. Bu soruya Onay’ın karşılığı şöyle oldu: “Maalesef, ben, dedemi tanıyamadım. Çok büyük bir bilim adamıydı; Atatürk’ün de üniversitelerde matematik alanında görev verdiği bir bilim adamı… Ama hikayelerini çocukluğum boyunca dinledim. Nüktelerini anlatırlardı. Ama en çok müziğe olan ilgisini. Bu benim ilgimi çok çekerdi. Annem piyano, babam da keman çalardı… Einstein’ın bir müzik entsrümanı çalmanın faydalarından bahsettiğini anlatırlardı. Bir enstrümanı tam anlamıyla çalamamak onu terketmek için bir neden değil. Bir enstrüman ile ilgilenmek, amatörce de olsa müzikle uğraşmak… Einstein da böyleymiş. Yani ben onu evden birisi olarak “Einstein amca” gibi duyardım o zaman. Sonra elbette büyüdükten ve her şeyi öğrendikten sonra… En son Amerika seyahatimde Princeton’da, Einstein’in Bechstein piyanosunu çaldım onun evinde. Orada çalmak o kadar etkileyici oldu ki benim içim. O piyanonun durduğuı yer… odanın çok büyük bir penceresi vardı. Parka bakıyordu. Karşı duvarda kitapları vardı. Onun evindeyim. Bir yandan da dedemi düşünüyordum. İkisi yanıbaşımdaymış gibiydiler.”

Gülsin Onay’ın müzikten uzak kaldığı yıllar da Skala’da konuşulanlar arasında yer aldı. Güzelce’nin bu konudaki sorusu şuydu. “Hayatınızda müzikten uzaklaştığınız bir 10 yıl var. Bu sürenin sonunda müziğe tekrar dört elle sarılıyorsunuz. Konservatuara, bütün bildiklerinizi tekrar etmek için yine gidiyorsunuz. Sanırım bir geç kalmışlık hissi olmuştur. Pek çok insan bunu yaşıyor. Kimi telafi edebiliyor kimi edemiyor. Bu sizin için nasıl bir süreç oldu?”

Piyanistimizin içtenlik dolu cevabına gelince: “İnsan, içindeyken problemleri farketmiyor. O anda altından kalkılamayacakmış hissi veren karanlık bir dünyaya giriyorsunuz. Aslında, acılar insanlara perspektif kazandırıyor. Hayatta her şey pembe değil. O çırpıntılar, çektiğiniz zorluklar, derin yaralanmalar… hepsi de kuvvetli bir şey oluşturuyor şahsiyetinizde… Müzikte bunlar çok var. Muazzam isyanlar, patlamalar, volkanlar var. Ondan sonra gelen harika bir huzur da var elbette. Aşk var. Nefret var. Her şey var. Yine müzikle, çalışmayla, Saygun ile geçirdiğim disiplin döneminin yardımıyla kendi kendimleydim bu sefer. Tek başıma yapamayacakmışım gibi geldi bana.  Hannover Konservatuarı’nda yüksek düzeyde bir sınıfa girdim, herkesten gizli yaptım bunu çünkü uluslararası ödüller almış biriydim. Bir kariyere başlamış bir insanın böyle bir şeye dönmesi… Ama bu, bana o kadar iyi geldi ki. Müthiş bir çıkış yolu oldu. Çok güzel yepyeni bir başlangıç oldu. Hayatta her şey bir başlangıç olarak alınabilir. Bütün kuyuların, çukurların bir gün aydınlığa kavuşması gibi”

Skala programında Gülsin Onay’a Türkiye’de çok sesli müziğin nasıl bir noktada olduğu da soruldu. Sanatçımız bu konuda yeni nesile çok güvendiğini ifade etti: “Bence Türkiye muhteşem bir yerde. Türkiye’de klasik müziğin takipçisi genç bir kesim var. Bu beni çok mutlu ediyor. Gençler çok ilgi gösteriyor. Çok parlak gençlerimiz var.”

Bu yazı Gülsin Onay, Klasik Müzik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s